2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 1 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 2 * 2018 Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğü Bu eserin tüm yayın hakları, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğüne aittir. Yayıncının yazılı izni olmadan kısmen veya tamamen basılamaz, çoğaltılamaz ve elektronik ortama taşınamaz. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Bu e-kitapta yer alan tüm yazıların dil, bilim ve hukuk açısından sorumluluğu yazarlarına aittir. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU (İslam Düşüncesinde İslam) (28-30 EYLÜL 2018 AĞRI) 2. INTERNATIONAL SYMPOSIUM ON AHMED AL-KHANİ 28-30 SEPTEMBER 2018 المؤتمر الدولي الثاني حول أحمد الخاني 18-20 MUHARREM 1440/ 28-30 SEPTEMBER 2018 Kapak Tasarımı Sedat ÇALPAN Editör Doç. Dr. Abdulcebbar KAVAK Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Yayınları, No: 22 E-ISBN: 978-605-81711-4-5 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 73 Ahmed-i Hânî Çığırını Devam Ettiren Bayezidli İlim ve Fikir Önderleri Doç. Dr. M. Salih GEÇİT Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Özet Beyazid, Osmanlı Dönemi’nin en önemli sancak merkezlerinden biri idi. Günümüzde ise tarihi, sanatsal, turistik, coğrafik yapısı itibarıyla çok önemli bir ilçe olduğu gibi, ilim ve kültür tarihimiz açısından da büyük bir önem arz etmektedir. Osmanlı tarihinde bölgenin en önemli idari merkezi konumunda olan ilçe, İran sınırına en yakın Osmanlı vilayeti olarak da Sünni-Şii hocalarının ilmi münazara ve tartışmalarının yoğun olduğu bir merkez konumundaydı. Kaynaklar, Osmanlı-Safevî mücadelesinin önemli ve şiddetli bir aşamasının da Sünnî ve Şiî hocaların mezhebî ve kelamî tartışmaları olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle Doğubayazıt, eskiden beri bölgenin en önemli ilim merkezlerinden birisi olarak anılmaktadır. Bu ilim merkezinde Ahmed-i Xânî, Molla Muhammed-i Celâlî, Halîfe Yusuf ve Molla Musa Celâlî gibi âlimler yetişmişler ve ilim ve fikir hayatına çok önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Beyazıd Sancağı, Şeyh Ahmed-i Xânî, Medrese, İlim, Tarih. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 74 I. GİRİŞ: Eski ismiyle Beyazıt (Bazid), yeni ismiyle Doğubayazıt, Osmanlı Dönemi’nin en önemli sancak merkezlerinden biri vasfını taşımaktaydı. Doğubeyazıt ilçesi, tarihi, sanatsal, turistik, coğrafik yapısı itibarıyla çok önemli bir ilçe olduğu gibi, ilim ve kültür tarihimiz açısından da son derece büyük bir önem arz etmektedir. Bayezid tarihi ile ilgili yapılan araştırmaların ortaya koyduğuna göre buradaki bilinen en eski yerleşmenin Urartulara ait olduğu, hatta günümüzde Bayezid’de Urartulara ait bir kalenin hala varlığını devam ettirdiği, buranın Urartulardan sonra sırasıyla Asurluların, Medlerin ve Perslerin eline geçtiği, daha sonra da Roma ve Bizans Dönemlerini yaşadığı, Bizans Dönemindeyken yöreye Müslüman Arapların akınlarının başladığı, Halife Hz. Osman zamanında Aras Havzasına yönelen akınlar sırasında Bayazıt ve çevresinin de Müslümanların eline geçtiği, Müslümanlarla Bizans idaresindeki Bagratiler arasında birkaç defa el değiştirdiği, daha sonra da Selçuklular, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar arasında el değiştirdiği tesbit edilmiştir. 15. Yüzyılın sonlarına doğru Safevilerin eline geçen Beyazıt, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1 Osmanlı tarihinde bölgenin en önemli idari merkezi konumunda olan ilçe, İran sınırına en yakın Osmanlı vilayeti olarak da Sünni-Şii hocalarının ilmi münazara ve tartışmalarının yoğun olduğu bir merkez konumundaydı. Kaynaklar, Osmanlı-Safevi mücadelesinin önemli ve şiddetli bir aşamasının da Sünni ve Şii hocaların mezhebi ve kelâmî tartışmaları olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle Doğubayazıt, eskiden beri bölgenin en önemli ilim merkezlerinden birisi olarak anılmaktadır. Doğubayazıt’ta medfun olan Şeyh Ahmed-i Xânî’nin Hakkari’den göçüp buraya gelmesi,2 onun türbesinin etrafında defnedilen zamanın müderrisleri Arvasi Seyitlerinin de Van’dan İshak Paşa’nın özel daveti üzerine Beyazıt’a gelip medreselerde ders vermeleri,3 Cumhuriyet Dönemi en önemli din ve fikir adamlarımızdan Bediuzzaman Said-i Nursi’nin Şeyh Muhammed Celali medresesinde doksan kişilik bir öğrenci grubu ile beraber eğitim görmesi,4 bu ve benzeri hususların bir çok yazılı belge, kitap, dergilerde kayıt altına alınması, aynı zamanda bu rivayetlerin ve tarihi gerçeklerin sözlü olarak halk arasında meşhur olması, ilçemizin zamanında bir ilim merkezi misyonunu başarıyla ikmal ettiğinin vesikası olarak kabul edilebilir. Bu tebliğimizde Doğubayazıt’ta doğan ve büyüyen, eğitiminin ve tedrisat hayatının büyük bölümünü Doğubayazıt’ta geçiren, buradaki medreselerde ders gören ve daha sonra müderrislik yaparak binlerce 1 Yaran, Rahmi, “Doğubayazıt”, DİA, TDV Yay., İst., 1994, 9/493. 2 Can Dost, ed-Durru’s-Semin Fi Şerhi Mem u Zin, Spirez Yay., Duhak-Irak, 2006, s. 13-15; Doski, Tahsin İbrahim, Cevahiru’l-Maani Fi Şerhi Divani Ahmed el-Xânî, Sipirez Yay., Irak, 2005, s. 15-17; Yıldırım, Kadri, Nubehârâ Biçûkân, Avesta Yay., İst., 2008, s. 13; Cihânî, Pervîz, Mem u Zin Mukaddimesi, İntişârâti Selâhuddîn Eyyûbî, Tehran, 1347, s.1, 2; Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fuyûzât, İhvan Neşriyat, İst., 2012, s. 3-5. 3 http://arvasiseyyidleri.blogcu.com/arvasi-seyyidleri-dogubeyazit/6589216. 4 http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/sonsahitler/bolgeindex.php?id=43. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 75 talebe, alim, din görevlisi yetiştiren, halk arasında da bir çok toplumsal, dini problem karşısında sorun çözücü hakem ve etkin kanaat önderi olarak kabul edilen Beyazıtlı ilim ve fikir adamları ile onların dini ilimlerle ilgili yazmış oldukları eserlerini, bu eserlerindeki dinî ve kelâmî görüşlerini kısaca tanıtacağız. II. AHMED-İ HANİ ÖNCESİ İLİM VE FİKİR HAYATI KONUSUNDA BİLDİKLERİMİZ Bayezid Sancağı’nın coğrafi, idari ve konjoktürel konumu, oranın bir ilim merkezi olmasını gerektirmektedir. Ancak Ahmed-i Xânî öncesi ilim ve fikir hayatı konusunda bir araştırma yapıldığında gerek konuyla ilgili yazılı kaynaklarda, gerekse de Bayezid bölgesi ve etrafında Şeyh Ahmed-i Xânî’den önceki âlimlerle ilgili herhangi bir malumata rastlanılmamaktadır. Örneğin Şeyh Ahmed-i Xânî’nin eğitimini aldığı yerler ve medreseler hakkında çeşitli iddialar, hatta spekülasyonlar söz konusu edilmekle birlikte onun ders aldığı üstatları, ders verdiği talebeleri konusunda geniş bir malumat bulunmamaktadır.5 Bunun sebepleri araştırıldığında şu ihtimaller göze çarpmaktadır: a. Kürt âlimlerin ve medreselerinin yazılı kültürden çok şifahi kültüre dayalı bir eğitime değer vermesi, te’lif ve yazma adetlerinin olmayışı, eski Kürt medreselerinde ve şifahi kültüründe tarihî, edebî, felsefî ve ilmî çalışmaların yazılı forma getirilmesinin öneminin sonradan anlaşılmış olması,6 b. Bayezid mıntıkasının tarih içerisinde sürekli bölgedeki devletler ve imparatorluklar tarafından el değiştirmesi, bu sebeple ilim ve fikir tarihinde inkıtalara maruz kalması,7 c. Bayezid ve çevresinin 13. Yüzyılda Moğollar’ın, 14. Yüzyılda Timur’a bağlı askerlerin, 15. Yüzyılda Safevîlerin, 18. ve 19. Yıllarda Rus ve Ermeni işgallerine ve katliamlara maruz kalıp şehrin baştanbaşa yıkıma ve kıyıma uğraması, ahalisinin defalarca göç etmek zorunda kalması,8 Cumhuriyet tarihinde meydana gelen Birinci ve İkinci Ağrı ayaklanmaları ile Birinci Dünya Savaşının sebep olduğu demografik ve sosyal hareketlenmeler sebebiyle âlimlerin ve halkın Anadolu’nun (örneğin Bediuzzaman Said-i Nursî’nin müderrisi Şeyh Muhammed Celâlî’nin Bayazıd’ı terk edip Şirvan’a)9 değişik şehirlerine taşınması, Cumhuriyet tarihin ilk yıllarında harf inkılâbı nedeniyle bazı Arap Alfabesi ile yazılmış olan eserlerin kayıp duruma düşmesi. İşte bu ve benzeri sebeplerden dolayı Ahmed-i Xânî öncesi ilim ve fikir hayatı ile ilgili olarak kaynaklarımızda yeterli ve doyurucu bilgiler bulunmamaktadır. Son yıllarda Şeyh Ahmed-i Xânî ile ilgili yazılan eserlerin birbirinden nakille aktardıkları, ancak bilimsel kanıtlama açısından kesin olmayan ve tahminlere dayanan bilgilere göre bölgede bir takım ilim merkezlerinin ve medreselerin ilmi 5 Can Dost, ed-Durru’s-Semîn fî Şerhi Mem u Zîn, Dâru Sipirez, Duhok, 2006, s. 13-15. 6 Bkz. Can Dost, a.g.e., s. 9. 7 Bkz. Yaran, a.g.m., 9/493-494. 8 Yaran, Rahmi, a.g.m., 9/493-494. Sadece Ruslar, Beyazid’i 18. Ve 19. Yüzyıllarda dört defa işgal edip tarihi eserlerini, yazma eserlerini ve bir takım zabıtlarını Rusya’ya götürmüşlerdir. 9 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 76 faaliyetlerde bulunduğu mülahaza edilmekte, Ahmed-i Xânî hazretlerinin sahip olduğu geniş ve engin ilim kapasitesinin köklü bir altyapısının olması inancından hareketle bölgede büyük ilmi merkezlerin bulunduğundan, bu bağlamda Ahmed-i Xânî, Molla Mahmud-i Beyazidî, Molla Muhammed-i Celâlî ve Halîfe Yusuf’un eğitimini aldığı ilim merkezleri olarak Bayazıt, Cizre, Ahlat, Bitlis, Urfa, İran, Mısır ve Suriye’deki bazı medreselerden bahsedilmektedir.10 Bölgedeki ilim merkezleri ve medreselerle ilgili yapılan tarihî araştırmalar şu önemli gerçeği ortaya çıkarmıştır: Daha önceki dönemlerde olduğu gibi, 15. Yüzyılda da Kürdistan’da medreseler kent ve köylerde yaygın eğitim kurumları olarak varlıklarını sürdürmekteydi. Bu eğitim kurumları daha çok Cizre emirliği sınırları içinde olup Süleymaniye, Zaho ve Erzurum’a kadar yaygınlaşmıştı. Sünnî İslâm karakteri taşıyan bu medreselerde dinsel ağırlıklı eğitim yapılmakta olup medreseler de Şafiî Mezhebi karakteri taşımaktaydı. Kürtlerin yaşam tarzlarına uygun olan ve bu sayede daha az asimilasyona uğramalarını sağlayan bu mezhep Kürt bölgelerinde kabul gördüğünden, medreselerde hâkim anlayış ve eğitim sistemi de buna göre tanzim edilmişti. Sonraki yıllarda Hasankeyf, Diyarbakır, Musul, Mehabad, Bitlis, Cizre, Senendec başta olmak üzere Kürt Emirliklerinin bulunduğu tarihî merkezlerde birbiriyle etkileşim içinde olan ve aynı eğitim metodunu takip eden ilmî ve fikrî bir yaşantı vardı. Buralardaki eğitim, Kürdistan sınırları dışındaki Acem, Irak, Azerbaycan, Maveraunnehir, hatta Hindistan Medreseleri ile etkileşim içindeydi ve birbirleriyle bilgi teatisinde bulunup ilim ve kitap transferinde bulunmaktaydılar.11 Molla Mahmud-i Beyazidî’nin verdiği malumata bakıldığında Ali Teremâxî’ye kadarki döneme (Hicrî 1000 yılına) kadar Kürt medreselerinde bu gelenek devam etmekteydi. Ali Teremâxî Bağdat, Musul, Behdinan ve Soran memleketlerindeki medreseleri gezerek bulunduğu yöredeki eğitim sistemini revizyona tabi tuttu ve Arapça ders programında bir değişiklik yaparak Kürtçe dilini de eğitim dili olarak sisteme yerleştirdi.12 İşte Ahmed-i Xânî’nin ilmî ve fikrî hayatının arka planında bu medrese geleneği yatmaktadır. Denilebilir ki Xânî hazretleri bu derin ve köklü medrese temeline bağlı kalmakla birlikte sahip olduğu aklî ve fikrî donanım ve kabiliyetlerini de kullanarak atılımcı ve açılımcı bir zihniyet geliştirmiş, ilim ve fikir hayatımızda yeni bir ufuk açmıştır. Ahmed-i Xânî’nin eğitimini aldığı medreseler ve mekânlar konusunda son yıllarda bir takım görüşler ileri sürülmektedir.13 Bu tür bilgilerin temelde dayandığı yazılı kaynak olarak da Rahmetli Abdullah Varlı’nın Ahmed-i Xânî ile ilgili yazdığı iki büyük ciltten müteşekkil eseri gösterilmektedir ki, bu eserdeki bazı iddiaların ve malumatların bilimsel açıdan sorunlu olduğunu, Rahmetli Varlı hoca’nın bazı 10 Bkz. Can Dost, a.g.e., s. 14. 11 Bkz. Krş. Beyazidî, Molla Mahmud, Camieyé Risâleyân u Hikâyetân, St. Petersbourge, 1860, s. 17-19; Aydeniz, Veysel, Akkoyunlu-Kürt İlişkileri, Nubihar Yay., İst., 2012, s. 151-155. 12 Beyazidî, Molla Mahmud, Camieyé Risâleyân u Hikâyetân, s. 17. 13 Bkz. Can Dost, Durru’s-Semîn, s. 13-15; Doski, Tahsîn İbrahîm, Cevheru’l-Meânî, s. 21-25; Yıldırım, Kadri, Nubehara Biçukân, s. 17-19; Cihânî, Pervîz, Mem u Zin Mukaddimesi, İntişârâti Selâhuddîn Eyyûbî, Tehran, 1347, s. 2; Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fuyûzât, s. 3-5. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 77 konularda mütesâhil davrandığını, objektif hassasiyeti yeterince taşımadığını da bilimsel gerçeklik adına belirtmek gerekmektedir. Ayrıca son yıllarda Ahmed-i Xânî hakkında birçok delilli veya delilsiz iddiaların ileri sürüldüğü, onun düşüncelerine aykırı bir takım görüşlerin ona mal edildiği görülmektedir. Bu konuda bize ışık saçan en güvenilir ve doğru bilgiyi de yine Şeyh Ahmed-i Xânî ’nin eserlerinden öğrenmekteyiz. Ahmed-i Xânî’nin şiirleri incelendiğinde kendisinden önceki ve kendisinin yaşadığı zamanın ilim ve fikir hayatı ile ilgili şu hususlar öne çıkmaktadır: 1. Xânî Öncesi İlim ve Fikir Hayatının Dili Arapça ve Farsça İdi, Kürtçe yeterince kullanılmazdı. Âlimler eserlerini diğer dillerle yazıyorlardı.14 2. Xânî Öncesi İlim ve fikir hayatında kayda değer Kürtçe ilmi ve edebi eserler bulunmamaktaydı.15 3. Ahmed-i Xânî, zamanın resmi makamlarının Kürt Dilinin tedrisatta kullanılmasına ve Kürtçe ilmî, edebî, fikrî eserlerin yazımına pek de değer vermediğini, diğer dillerde eser yazan müellifleri destekleyip ödüllendirdikleri gibi bu dilde eser verenleri de ödüllendirip teşvik etmediklerini belirterek bu durumdan şikâyet etmektedir.16 4. Ahmed-i Xânî, kendisinden önce Kürtçe eser veren ve kendisini etkileyen şu şahıslardan bahsetmektedir:17Ali Harirî, Molla Ahmed-i Cezirî ve Feqiye Teyrân. 18 Ahmed-i Xânî de bu etkiden dolayı onlar gibi eserlerini “revaçta olanlar için değil, Kürt çocukları için yazmıştır.”19 5. Ahmed-i Xânî öncesi Doğubayazıt ilmî ve fikrî yaşantısında mezkûr üç şahsiyyet kadar onu etkileyecek seviyede entelektüel şahsiyetlerin bulunmadığı tahmin edilmektedir. Zira şayet bu türden eserler yaygın ve meşhur olsaydı, az yukarda zikrettiğimiz beyitlerinde Xânî hazretleri, kendisinden önce Kürtçe eser te’lif edenlerden bahsederken, onların adını da zikredecekti. Ahmed-i Xânî’nin de ifade ettiği gibi kendisinden önceki edebiyat ve ilim meydanlarında Kürtçe yerine Arapça, Farsça ve Osmanlıca kullanılırdı. O dönemin ilim disiplini ise bölgemizin tüm ilim disiplinlerinin dayandığı Nizamiyye Medreseleri ilmi program ve usulüne göre işlemekteydi. Bu hususu Molla Mahmud-i Beyâzidî’nin eserlerinde görmekteyiz. Onun verdiği bilgiye göre Kürt bölgelerinde şeyhlerin ve mollaların etkili olduğu, çocukların ilk eğitimlerini köy ve mahalle imamlarından tahsil ettiği, talebelerin ve medreselerin ihtiyaçlarının halk tarafından karşılandığı, eğitim faaliyetlerinin resmi 14 Xânî, Mem u Zîn, (Terc. MEB), s. 60-63. 15 Xânî, Ahmed, Mem u Zîn, (Terc. MEB), Hasat Yayınları, İst., 1990, s. 62-63. 16 Xânî, Mem u Zîn, (Terc. MEB), s. 63. 17 Xânî, Mem u Zîn, (Terc. MEB), s. 63. 18 Bu şahsiyetler hakkında bilgi için bkz. Bazidî, Molla Mahmud, Camieyé Risâleyan., s. 13-15. 19 Bkz. Xânî Ahmed, Nubihar, Ahmet Kamil Matbaası, 1323, s.2. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 78 olmadığı, tamamen sivil bir şekilde halkın maddî ve manevî desteğiyle sürdüğü, tedris dilinin Ali Teramâxî’den önce Arapça olduğu, bu konuda Kürt talebelerinin bir takım zorluklar yaşaması nedeniyle Teremâxî tarafından bir değişiklik yapılarak Kürtçe’nin de eğitime dahil edildiği, Ahmed-i Xânî ve sonrası şair ve yazarların bundan sonra Kürtçe eser vermeye başladıkları anlaşılmaktadır20 Beyâzidî’nin başka bir eserinde verdiği bilgiye göre Kürtler arasında medrese ve ta’lim son derece önemsenen ve değer verilen durumda idi. Bazidî, talebelerin memleketlerinde ön bilgileri aldıktan sonra ilimlerini geliştirmek için Cizre, Bağdat, Musul gibi ilim merkezlerine gittiklerini bildirmektedir. Zikrettiği bazı ders kitaplarından da anlaşıldığı gibi, günümüzde geleneksel medrese eğitimi verilen kurumlarda sürdürülen eğitim sistem ve programının hemen hemen aynısının o dönemde de uygulandığı anlaşılmaktadır. Örneğin nahiv, sarf, mantık, bedi’, belağat gibi ilimlerin okutulduğu açıkça anlaşılmaktadır.21 Medrese ve ulema açısından bakıldığında ise, elimizdeki kaynaklar, Şeyh Ahmed-i Xânî öncesi ilim ve fikir hayatı konusunda henüz tekâmüle uğramadığından dolayı bu konuda biraz daha sabretmek durumundayız. Bulunduğumuz aşamada biz Ahmed-i Xânî’nin üstadlarının isimlerini ve ders gördüğü medreselerin isimlerini kat’î bir şekilde henüz bilmemekteyiz. Ümidimiz, Osmanlı arşivlerinin ve çevre devletlerdeki arşivlerin hizmete açılması, araştırmacıların bir an önce bize yeterli bilgiler vermesidir. III. AHMED-İ XÂNÎ VE SONRASI BEYAZIT SANCAĞINDA İLİM VE FİKİR HAYATI A. AHMED-İ XÂNÎ (1651-1707) Bayezid’in yetiştirdiği en önemli âlim ve fikir adamı hiç şüphesiz ki Şeyh Ahmed-i Xânî’dir. Bu nedenle biz, Xânî’yi Bayezid ilim ve fikir hayatı için bir milat olarak kabul ederek bu tebliğimizi Xânî ekseninde yazdık. Aşağıda Xânî ile ilgili kısaca bilgi verilecektir. 1. XÂNÎ’NİN YAŞAM SERÜVENİ, İLMİ VE FİKRİ HAYATI Xânî, Beyâzid bölgesinde yetişen büyük bir İslam âlimi ve arifi, çok önemli şair ve filozofudur. İslam irfanının onyedinci yüzyıldaki büyük yıldızı Ahmed-i Xânî muttaki, dini ilimlerde yüksek derece ilim ve fazilet sahibi hakim ve edip bir zattır. Hicri 1061, Miladi 1651 yılında doğdu. Babasının adı İlyas'dır. Eserlerinde kendisini “Xânî” lakabıyla tanıtmaktadır. Xânî lakabını Hakkari yakınlarında bulunduğu söylenen Han köyünden veya burada yaşayan Xânî aşiretinden yada mensubu olduğu Xânîyan ailesinden aldığı tahmin edilmektedir.22 Araştırmacı-yazar Abdullah Varlı’nın bildirdiklerine göre Osmanlı Arşivlerinde ailesinin Miladi 15. asırda Hakkari’nin Xânî bölgesinden Van Hoşab’a geldiği kaydedilmektedir. Xânî’nin ailesinin, 16. asırda İran Safevi Şahı Tahmasb’ın Van ve çevresine 20 Bazidî, Molla Mahmûd, Adât, s. 144, 146, 158, 178, Camieyé Risâleyân, s. 13-16, 21 Bkz. Beyazidî, Molla Mahmûd, Camieyé Risâleyân, s. 17-19. 22 Alevî, Hâdî, Durru’s-Semîn Mukaddimesi, s. 13; Doskî, Cevheru’l-Meânî, s. 13-15; Yıldırım, Kadrî, Nubehara Biçûkân, s. 13; Celâlî, Mecmuatu’l-Fuyûzât, s. 3-4. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 79 saldırması üzerine aile reisi Şeyh Abdurrahman Xânî öncülüğünde gelip Dize Sor denilen köye, Emir Rüstem el-Xânî zamanında da oradan Eski Beyazıt’a yerleştikleri rivayet edilmektedir.23 Araştırmacı Abdullah Varlı’nın belirttiğine göre Osmanlı arşivlerinde Şeyh Ahmed-i Xânî’nin alim, arif ve katip (yazar) olan babası Şeyh İlyas’ın Beyazıt Sinaniyye Medresesine müderris, başka bir arşiv kaydında Miladi 1644’de Beyazıt Sancak Meclisine Katip olarak atandığı belirtilmektedir. Hayatını ilme adadığı için kendisinin evlenmediği, ardında evlat bırakmadığı bilinmektedir.24 Kendisi gibi babası ve ailesinin diğer fertleri de ilimle uğraşıp ilmi eserler telif eden Ahmed-i Xânî, Doğu Anadolu'nun birçok bölgesini dolaşarak Arapça, belagat ve dini ilimleri okudu; ayrıca astronomi ile ilgilendi. Dini ilimler başta olmak üzere zamanın edebiyat dünyasındaki ilimlerine genç yaştan itibaren vakıf olmayı başarmış ve yaşadığı dönemin kültür, edebiyat ve düşünce dünyasına damgasını vurmuştur. Hicri 1081 yılında daha yirmi yaşında iken Beyazıt’ta Divan Katibi olarak tayin edildi. Daha sonra o görevden ayrıldı ve kendisini ilme adadı. Bir süre bu bölgenin kültür merkezi olan Cizre'de yaşadığı ve Mem-u Zin adlı eserini orada kaleme aldığı, İran, Mezopotamya, Ahlat, Bitlis, Bağdat, Şam, Halep, Mısır medreselerinde eğitim gördüğü, İslam Tasavvufu ve Felsefesi ile Yunan Felsefesi ve İşrakilik Ekolünün görüşlerini bu medreselerde öğrendiği, astronomi, şiir ve sanat tekniğini öğrendiği belirtilmektedir.25 Şeyh Ahmed-i Xânî Beyazıt’ta Hicri 1097’de bir cami ve medrese inşa ettirerek imamlık görevinin yanı sıra dinî ve felsefî eğitim-öğretimle meşgul oldu.26 Şeyh Lakabı ile tanınmasına rağmen geride klasik bir tarikat bırakmayan Xânî’nin “Şeyhlik, Sofilik ve keramet, ilim okumak ve onunla amel etmektir/ kuşkusuz halvet yerin okuduğun hücren, tarikatın ise şeriattır.”27 dizeleri meşrep ve mesleğinin ilim olduğunu ifade etmektedir. Vefatından sonra ders okuttuğu medresesinin ve imamlık yaptığı caminin yanına defnedilmesini talebelerine vasiyet eden Xânî Hazretleri bazı kaynaklara göre Emir Abdulfettah tarafından oraya defnedildi.28 Yazma bir eserde “Tare Xânî İla Rabbih (Xânî Rabbine Doğru Uçtu)” cümlesinden yola çıkılarak ebcet hesabıyla Hicri 1119, yani Miladi 1707 yılında vefat ettiği ileri sürülürken,29 bazı tarihçilere göre Miladi 1736 veya 1737’de vefat ettiği belirtilmiştir.30 Halk arasında Allah dostu bir veli 23 Varlı, Abdullah, Dîvânu Jinegariyâ Ehmedé Xânî, İst., 2004, 1/ 87, 172; Krş. Ed-Doski, Tahsin İbrahim, Cevheru’l- Maani, 15-16. 24 Varlı, Abdullah, a.g.e., c: 1, s.181, c: 2, s: 263-264. 25 H. Mem, Üçüncü Öğretmen Xânî, İstanbul Kürt Enstitüsü Yay., İst., 2005, s. 22. 26 Ed-Duski, a.g.e., s. 26. 27 Xânî, Ahmed, Nubihar, Zeynel Abidin Amedî El Yazması Tıpkı Basım, Diyarbakır, tsz., s. 31. 28 Ed-Duski, Cevheru’l-Meânî, s. 27,28. 29 H. Mem, Üçüncü Öğretmen Xânî, 24. 30 Ed-Duski, Cevheru’l-Meânî, a.y. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 80 olarak kabul edilen Şeyh Ahmed-i Xânî'nin Doğubayazıt’ta İshakpaşa Sarayı'nın yanında bulunan türbesi halen ziyaretgâhtır. 2. BAŞLICA ESERLERİ VE ESERLERİNİN MUHTEVASI 2.1. MEM-U ZİN: Şeyh Ahmed-i Xânî’nin en meşhur kitabı Mem u Zin isimli eseridir. Mesnevi türünde yazılıp İlahi aşkı Mem ile Zin adlı iki aşık zatın şahsında ele alan eserdir. Ahmed-i Xânî’nin en önemli eseri olarak kabul edilir. 44 yaşında iken yazdığı bu eseri Ahmed-i Xânî’nin olgunluk dönemi eseri olarak da kabul edilmektedir. Eserde aşk olayı ile beraber toplumsal meseleler, idari ve siyasi öğütler, zamanın ilim adamlarına, halka, idarecilerine yönelik tavsiye, tenkit, serzeniş ve tekliflere de yer verilmektedir. “Mem û Zin” isimli eserin konusu mecazi ve hakiki aşk, dayanağı Mem ile Zin arasında vaki olan aşk olayıdır. Bununla beraber Şeyh A. Xânî’nin M.Ö. 3000 tarihinden vukubulan Memê Alan destanından etkilenip yararlandığı da belirtilmektedir.31 1695’de yazımı tamamlanmış olan bu eser, 1898 yılına kadar el yazılarıyla yazılmış nüshalar halinde okunmuş, istinsah edilmiş ve böylece sonraki yıllara aktarılmıştır. Zira bu devirde Doğuda onu matbaa ile basma imkânı yoktu. Ancak yazılmasından 203 yıl sonra (1898 yılında) bazı bölümleri Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’da bastırılan bazı gazete ve dergilerde yayınlanmıştır.32 Mem û Zin, matbu kitap olarak ilk kez 1919 senesinde İstanbul’da Arap harfleriyle basılmıştır.33 2.2. NUBİHAR: Çocuklar için yazılmış Kürtçe-Arapça lügat kitabıdır. Manzum bir şekilde yazılıp dinî, sosyal, eğitimsel ve ahlakî nasihatlerin de bölüm aralarında verildiği manzum bir eserdir. Üç asır boyunca medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bölümlerinin baş kısmında eğitim, ahlak ve toplumsal olaylarla ilgili veciz ifadeler bulunan ve bir ahlak kitabı mahiyetinde olan, medrese çevrelerinde Newbihar ve Nubar diye de meşhur olan bu eser, şeyhin elimizde bulunan en eski eseridir. “Nubihar” da “Mem û Zin” gibi birçok defa basılmış ve üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Eser, yazılışından sonra el yazılarıyla bir birinden istinsah edilerek çoğaltılmış, bu el yazması nüshalar ile sonraki nesillere aktarılmıştır. Matbaa ile basılanlara gelince, elimizde bulunan nüshaların bazılarında basım tarihi belirtilmemiştir. Ancak son yıllarda Türkiye’de ve dış ülkelerde Nubihar’ın Arap ve Latin harfleri ile birçok defa bastırıldığı bilinmektedir. Nubihar’ın belli başlı dört adet şerhi olduğu bilinmektedir. Bunların isimleri şöyledir: 2.2.1. Zeynulabidin b. Molla Ramazan el-Amedi’nin “Mecmeu’l- Enhar Fi Şerhi Kitabı Newbihar.34 31 Xânî, Ahmed, Memu Zin, Terc . Mehmet Emin Bozarslan, Hasat Yay, İst., 1990, s. 83. Mem u Zîn ile Memé alan destanı arasında mukayese ve geniş bilgi için bkz. H. Mem, Mem u Zîn İdeal Memé Alan Destan Masal, İstanbul Kürt Enstitüsü Yay., İst., 2005. 32 A.Xânî, Mem ũ Zin. Çev.M.E.Bozarslan. Deng Yay.(sunuş) sh:80 33 A.Xânî, Mem û Zin, Necm-i İstikbâl Matbaası, İst., 1919. Bkz. A.Xânî, Mem ũ Zin. Çev.M.E.Bozarslan, s.81. 34 Amedi, Zeynel Abidin, Mecmeu’l-Enhar Fi Şerhi Nevbahar, Diyarbakır., tsz. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 81 2.2.2. Ahmed Hilmî el-Quği ed-Diyarbekrî, Gülzara Hemukan Şerha Nubihara Pıçukan. 2.2.3. Feyzu’l-Kadiri’r-Rahmân Şerhu Nubihârâ Biçûkân.35 2.2.4. Ehmedé Xânî Külliyatı-Nubehara Biçukan.36 2.3. İMAN AKİDESİ: Şeyh Ahmed-i Xânî’nin bir diğer eseri de Kelam ve Akaid ilmine dair yazmış olduğu bu manzum eserdir. İmam-ı Azam’ın Fıkh-ı Ekber’i veya Maturidiye Mezhebine ait Emali kitabı gibi, İslam itikadının temel prensiplerini özetle belirlemiştir. “Akida İmané” risalesi 70 (yetmiş) beyitten oluşmuştur. Bu kitapta Akaid ilminin temel konuları olah uluhiyet, nubüvvet ve sem’iyyat kapsamına giren inançla ilgili esaslar şiirsel olarak çok veciz bir biçimde yazılmıştır. Manzum olan Akida İmanı bu açıdan nesir halindeki Nesefi’nin Akaid’ine benzemektedir. Eser, genel itibarıyla İslam Düşünce ekollerinden Eş’arî Fırkası görüşlerine göre yazılmıştır. Bazı konularda Maturidî Fırkasının görüşlerinin tercih edildiği eserde Mu’tezile, Cebriye, Müşebbihe, Mücessime ve Şia mezheplerine telmih yoluyla tenkitler yapılmakta, onların görüşleri akli ve nakli delillerle çürütülmeye çalışılmaktadır. Bu eser de şark medreselerinde üç asır boyunca ders kitabı olarak okutulmuştur. Eqida İmané, çeşitli zamanlarda basılmıştır. Ayrıca Ahmet Hilmi el-Kuği tarafından “Rehber-i Sanî Şerha Akida Hanî” adıyla Kürtçe ve Molla Musa el-Celâlî tarafından “Feyzu’l-Kadiri’l- Mennân Şerhu Akîdeti’l-îmân” adıyla Arapça tercüme ve şerh edilmiştir.37 Prof. Dr. Kadri Yıldırım tarafından da Akide üzerinde Türkçe açıklamalı bir şerh yazılmış olup “Ehmede Xânî Külliyâtı” kapsamında 2. Kitap olarak bastırılmıştır.38 2.4. DİVAN: Ahmed-i Xânî’nin yazmış olduğu şiirlerinin muhtelif yer ve zamanlarda derlenip toplanarak birleştirildiği ve Divan adı verildiği eseridir. Muhtelif konularla ilgili edebi ve sanat değeri yüksek şiirlerde genel olarak din, toplum, tasavvuf, evren, felsefe, zaman zaman tarihle ilgili konular işlenmektedir. Sonraki yıllarda dini, felsefi, sosyal ve edebi şiirlerinin derlenerek toplandığı bu eser üzerinde Iraklı Tahsin İbrahim ed-Duski tarafından bir şerh kitabı yazılmıştır. Şerh kitabının başında Ahmed-i Xânî’nin yaşamı, eserleri, talebeleri, ilmî ve fikrî hayatı, hakkında yapılan çalışmalar ile ilgili 46 sayfalık bir giriş eklenmiştir.39 2.5. DİĞER ESERLERİ: Günümüze ulaşan bu eserleri ile beraber bazı kaynaklarda Yusuf ve Züleyha, Leyla ve Mecnun, Siseban, Siyah Atın Sözleri, Fıkıh İlminde Tuhfetu’l-Avam, Nehcu’l-Enam, 35 Celâlî, Molla Musa, Feyzu’l-Kadiri’l-Mennân Şerhu Nubihara Biçûkân, Sembol Yay., İst., 2011; el-Celâlî, Mecmuatu’l- Fuyûzât (İçinde), İhvan Neşr, İst., 2012. 36 Yıldırım, Kadri, Nubehârâ Biçûkân, Avesta Yay., İst., 2008. 37 Bkz. El-Celâlî, Mecmuatu’l-Fuyûzât, (Şerhu Akîdâ İmân kısmı) s. 1-43. 38 Yıldırım, Kadri, Eqîdeyâ imâné, Avesta Yay., İst., 2008. 39 Doskî, Tahsîn İbrahîm, Cevheru’l-Maânî, Şerhu Divâni Ahmed el-Xânî, Spirez Yay., Duhok, 2005. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 82 Sekerat’ul-Mevt adlı kitaplarıyla birlikte Coğrafya ve Felek ilmi hakkında Erde Huda (Allah’ın Arzı) adlı bir kitap yazdığı da ifade edilmektedir. Bu eserlerin ona aidiyeti daha kesinleşmemiş bulunmaktadır. Aynı adlarla başka müelliflerce yazılmış eserlerle karıştırılmış olmaları da muhtemeldir. Ahmed-i Xânî’nin diğer eserlerinin tesbiti için Bayezid ve çevresi, Mako ve Çevresi, Ermenistan ve Erivan, Kuzey Irak ve Türkiye’nin doğu ve Güneydoğu Bölgesindeki Medreseler, Molla aileleri, Kütüphaneler, Araştırma Merkezleri ile Fransa, Rusya ve Almanya’nın bazı kütüphanelerinde yeterince araştırmalar yapılmalıdır. Özellikle Jaba ve Lerch’in izlerini sürmek gerekmektedir. IV. AHMED-İ HANİ SONRASI BEYAZID SANCAĞI İLİM VE FİKİR HAYATI Buraya kadarki malumattan da anlaşıldığı gibi Ahmed-i Xânî öncesi Beyazıd ulemasından henüz adını bildiğimiz ve hakkında bilgi sahibi olduğumuz ilmî ve fikrî şahsiyetler bulunmamaktadır. Böylesine önemli bir ilim ve fikir adamının yetişmesini sağlayan ilmî ve fikrî atmosferin arka planında elbette ki çok önemli ve çok değerli şahıslar mutlaka vardır. Ancak Xânî’nin büyüklüğü ve olağandışı hususiyetleri sanki kendisinden önceki ulemanın isimlerini nesh etmiş, onların ilmî faaliyetlerini de kendi kapsamına almıştır. Kendisinden sonraki döneme gelince, bu konuda şu gerçek açıkça anlaşılmaktadır: Ahmed-i Xânî’den sonra Beyazıt’ta yeni bir ilim ve fikir hayatının başladığını söylemek mümkündür. Bu ilim ve fikir hayatının bilimsel dayanağı ise, Xânî’nin ilim dünyasına miras bıraktığı eserleri ve yöntemi ile O’nun felsefe, edebiyat ve şiirde açtığı çığırdır. İşte bundan sonra medreselerde ilim tahsil eden ve toplumda tanınan kabiliyetli âlimler, hep bu çığırda yürümüşler ve Xânî geleneğini devam ettirmişlerdir. Bunun en güçlü ispatı da Xânî’nin yazmış olduğu Nubar ve Eqîdâ Îmâné eserini medresenin temel ders kitabı olarak kabul etmiş olmalarıdır. Öyle ki, nasıl ki Molla Cami’nin nahiv kitabını okumayan molla sayılmadığı gibi, Xânî’nin Nubar ve Akide kitabını okumayan da “feqî” bile sayılmazdı. Bu kısa açıklamadan sonra aşağıda Xânî açılımını devam ettiren ilim ve fikir adamlarını sıralayacağız. A. İSMAİL-İ BEYAZİDÎ (1065-1121) Ahmed-i Xânî’den etkilenen ve kendisine talebelik yapıp adı ve şanı günümüze ulaşan Bayezidli ilim adamlarının ilki ve en meşhuru İsmail-i Beyâzidî’dir. Onun hakkında bize bilgi veren elimizdeki ilk tarihi belge, Molla Mahmud-i Beyâzidî’nin Alexander Jaba tarafından bastırılan “Camieyé Risâleyân û Hikâyetân” isimli eseridir. Bu eserde Molla Mahmûd, hemşehrisi ve selefi hakkında şu bilgileri vermektedir: “Kürtlerin altıncı şairinin ismi İsmâil’dir. Aslen Bayezidlidir. Ahmed-i Xânî’nin şakirdidir. Hicri 1065 yılında dünyaya gelmiş, 1121 yılında da vefat etmiştir. Çocukların okuduğu “Gülzâr” isimli Kürtçe, Arapça ve Farsça dillerini muhtevi bir lügat kitabı vardır. Ayrıca Kurmanci lehçesinde birçok şiir, gazel ve beyitler yazmıştır. Bayezid çevresinde tanınan ve meşhur olan bir kişidir. Bayezid’te vefat etmiş ve orada defnedilmiştir.”40 M. Emin Zekî Beg de Molla Mahmud’un verdiği bilgileri kısaltarak 40 Beyâzidî, Molla Mahmûd, Camieyé Risâleyân ve Hikâyetân, Neşr. Aleksander Jaba, Dâru Tibâeti Akademiyâ İmparatoré, St. Petersbourg, 1860, s. 15. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 83 onun hakkında aynı bilgileri vermekle birlikte doğum yılı olarak Hicrî 1060 yılını zikretmiştir.41 Ahmed-i Xânî’den bahseden eserler bu bilgileri birbirlerinden nakletmekle birlikte bizlere onun şiirlerinden örnekler sunmamaktadır.42 Hâlihazırda onun “Gülzar” isimli kitabı ile diğer eser ve şiirlerine rastlayamadık. Konuyla ilgili araştırmacılardan hayırlı haberler ümid etmekteyiz. B. MURATHAN-I BEYAZİDÎ (1150-1190) Ahmed-i Xânî ile ilgili yazılan eserlerde ismi geçen ilim adamlarından bir diğeri de Muradhan-ı Beyâzidî’dir. M. Emin Zeki Beg onun hakkında şu bilgileri nakletmektedir: “Hicrî 1150-1190 yılları arasında yaşamıştır. Kuvvetli bir şair idi. Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle yazılmış edebi değeri parlak (çarpıcı) kasideleri ve gazel ve mersiyeleri bulunmaktadır. Ona ait bazı eserler daha bulunmaktadır.”43 C. MOLLA MAHMUD-İ BEYAZİDÎ (1313-1375) Ahmed-i Xânî’den sonra Bayezid Sancağı uleması içinde en önemli alim Molla Mahmud-i Beyâzidî’dir. Kendisine “İkinci Xânî” lakabı verilse, yakışır. Kürt tarihi ve edebiyatı kendisine çok şey borçludur. Bu nedenle tıpkı Şeyh Ahmed-i Xânî gibi, yıllar geçtikçe ve araştırmalar yeni verileri tespit ettikçe onun değeri daha da artacak ve popülaritesi yaygınlaşacaktır. Molla Mahmud-i Beyâzidî’yi tanıma konusunda ise Alexander Jaba ve P. J. A. Lerch’e borçluyuz.44 Jan Dost’un onun hakkında söylediği “Molla Mahmûd sadece Ahmed-i Xânî’nin talebesi değil, aynı zamanda onun davasının tamamlayıcısıdır.” sözü son derece doğru bir tespittir.45 Araştırmacılar Molla Mahmud’un 1797-1799 yılları arasında Bayezid’de dünyaya geldiğini ve eğitimini orada tamamladığını belirtirler.46 Tefsîr başta olmak üzere diğer dinî ilimlerde ileri seviyede bilgi sahibi olduğu, değişik nedenlerle Van ve Erzurum’da yaşadığı, bazı resmî görevler yaptığı, daha sonra kendi halinde yaşayıp, maddi sıkıntılar çektiği belirtilir.47 Molla Mahmud için en önemli tarihi fırsat, Rusya’nın Erzurum konsolosu Alexander Jaba ile tanışmasıdır. Bu tanışmadan sonra ikisi beraberce çalışıp, o güne kadar yazılmış olan Kürtçe eserleri tercüme veya istinsah yoluyla toplama ve derleme gayretini sürdürmüşlerdir. Ayrıca Molla Mahmûd tarafından birçok eser te’lîf edilmiştir. Bu gayretler neticesinde araştırmacıların günümüz itibarıyla rastlayabildikleri şu eserler meydana gelmiştir: 41 Krş. M. Emin Zeki Bek, Meşâhiru’l-Kurd ve Kurdistân, Arapçaya Terc. Es-Seyyide Kerîme, Tahk. M. Ali Avnî, Dâru’z- Zaman, Dımaşk, 2006, s. 113. 42 Bkz. Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, s. 76-77. 43 M. Emin Zeki Bek, a.g.e., s. 433. 44 Bkz. Jaba, Alexander., Recueıl De Notices Et Récits Kourdes, St. Petersbourg, 1860, s. 1-111. 45 Jan Dost, Péşgotın, s. 13. 46 Can Dost, Péşgotin (Takdim Yazısı), Adatu Rusûmâtnâmeé Ekrâdiyye, Nubihar Yay., İst., 2010, s. 13. 47 Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı,s. 74. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 84 1. Şerefname Tercümesi: Şeref Han tarafından Farsça yazılan ilk Kürt Tarihi kitabı Molla Mahmud tarafından “Tevarih-i Kadîm-i Kurdistan” adıyla 1858 yılında Kürtçe’ye tercüme edilmiştir. Kürtçe’ye tercüme edilişi ise Jaba’nın isteği üzere gerçekleşmiştir. Bu eser, hâlihazırda Leningrad Halk Kütüphanesinde bulunmaktadır. Moskova’da 1986 yılında bastırılmıştır.48 2. Tarihu Kurdistân el-Cedîd: Molla Mahmud, Şeref Han’ın yazmış olduğu tarihten yaşadığı zamana kadarki aralığı tamamlamak amacıyla bu eseri yazmıştır. Ancak Can Dost’un dediği gibi bu kitap hakkında henüz elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır.49 3. Adât û Rusûmatnâmeé Ekrâdiyye: Bu eser de Jaba’nın talebi üzerine yazılmıştır. Eser’de Kürtlerin örf ve adetleri, dinî ve millî gelenekleri, resmî protokolleri ile ilgili bilgiler verilmektedir. Bu açıdan söz konusu eser son derece önemlidir. Eser, Can Dost’un araştırma ve eklemeleri ile birlikte Nubihar Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır.50 4. Câmié Risâleyân u Hikâyetân: Bu eser de Jaba’nın talebi üzere yazılmış olup onun katkıları ile gün yüzüne çıkmıştır. Jaba Bu eser üzerinde 111 sayfalık uzun bir değerlendirme ve araştırma yazısı yazıp, söz konusu yazısında Kürtler’den ve Kürtçe tarihî ve edebî eserlerden, Kürt edîp ve şairlerden bahseder, Molla Mahmud-i Beyazidî ile ilgili bilgiler verir, onunla beraber yaptığı çalışmalardan bahseder. Söz konusu eseri, kendi eklemeleriyle birlikte 1860 yılında St. Petersburg’da bastırır.51 Molla Mahmud-i Beyâzidî’nin bu eseri şu risalelerden oluşmaktadır: a. Kürdistan’a ait bazı aşiret, taife ve kabileler hakkındaki risale, b. Kürtçe’de tam ve kısaltılmış isim şekilleri hakkındaki risale, c. Kürtçe’de kadınlara ait tam ve kısaltılmış isim şekilleri hakkındaki risale, d. Kürtçe kitap, şiir, kaside, divan ve hikâye yazan Kürt müellifleri ile ilgili risale, e. Kürt Dili Fonetiği ve Sarf ilmi ile ilgili giriş mahiyetinde bir risale. f. Kürtçe Hikâyeler.52 Bu hikâyeler genellikle gerçekleşmiş tarihî olaylardır. İsmi geçen risale ve hikâyelerde bazı tarih ve teknik hataları olmuşsa da genel itibarıyla gerçekleşmiş olaylardan bahsetmektedir.53 48 Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, s. 74. 49 Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı,s. 74. 50 Bazidî, Molla Mahmûd, Adat û Rusûmatnameé Ekradiyye, Tahk. Can dost, Nubihar Yay., İst., 2010. 51 Jaba, Recuil, s. 1-111. 52 Bâyezidî, Molla Mahmud, Câmieé Risâleyân û Hikâyetân, s. 1-129. 53 Can Dost, Mukaddime (Ekradiyye), s. 14. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 85 5. Kürtçe-Fransızca Kamus: Molla Mahmûd bu eserini Jaba ile birlikte yazmıştır. Can Dost’un verdiği bilgiye göre 15 000 sözcüğü ihtiva etmektedir. Bu sözlük de Molla Mahmud ve Jaba’nın ölümlerinden sonra 1879 yılında bastırılmıştır.54 6. Tuhfetu’l-Hullân fi’l-Lugati’l-Kurdiyye: Kürt dili ve edebiyatı ile ilgili yazmış olduğu bir eserdir. Dr. Ma’ruf Xûzendâr’ın Mahtutât Ferîde ve Matbûât Nâdire adlı eserinde bu eserden bahsedilmiştir.55 7. Ali Teremâxî’nin Sarf Kitabı Üzerine Şerh ve Haşiye: Bu eserinde Ali Teremâxî’nin Kürtçe yazdığı sarf kitabı üzerine açıklayıcı notlar eklenmiş, Kürt dili ve edebiyatı ile ilgili önemli bilgiler yazılmış ve Kürt Cami ve medreselerinde sürdürülen eğitim sistemi konusunda bazı bilgi ve öneriler yapılmıştır. Molla Mahmud’un bu eserini de yine Dr. Ma’ruf Huzendâr ve Can Dost’un Mem u Zin’e yazdığı şerhine Takdim Yazısı yazan Hâdi el-Alevî aracılığıyla haberdar olmaktayız.56 D. ŞEYH MUHAMMED-İ CELALÎ (1851-1914) Doğubeyazıt'ta Bediüzzaman'ın Hocası ve ona üç ay ders verdikten sonra icazetnamesini vermekle meşhur olan Şeyh Muhammed Celali, Ahmed-i Xânî’den sonra Bayezid’de müderrislik yapan ve ilmi faaliyette bulunan en önemli şahsiyettir. l85l yılında dünyaya gelmişti.57 bu zat, Celâlî aşiretine mensup idi. Aslen Arvasî olduğu ve Uzun müddet Celâlî kabilesi arasında kaldığı için kendisine "Celâlî" denildiği söylenmişse de bu doğru değildir. Zira o, nesep itibarıyla Celalî idi, ancak Arvasîlerden Hatice Arvasî ile evlenmişti. Osmanlı’nın son yıllarında Bayezid Sancağında meydana gelen olaylar ve işgaller yüzünden Birinci Cihan Harbinin başlarında, memleketini terk edip Güneydoğu’ya hicret etmek zorunda kalmış, l9l4'te Siirt'in Şirvan kazasındayken vefat etmişti.58 Molla Muhammed Celâlî’nin torunu Şeyh Nizâmettin Arvâsî’den Eski Bayezid Sancağının ilmî ve fikrî hayatı konusunda bazı önemli bilgiler nakledilmektedir. Bu nakiller ışığında şu hususlar tespit edilmektedir: 1. Beyazıd’da 90 talebenin okuduğu, Müftü’nün bile içinde ders verdiği köklü bir medrese vardı. 2. Medresenin üstadı Şeyh Muhammed Celâlî, Said-i Nursî gibi bir dâhinin dersini üç ay boyunca verdiğine göre derin bir ilim sahibi olduğu anlaşılmaktadır. 3. Nizamettin Arvâsî babasını tanıtırken “Babama meşhur ve maruf Hacı Seyyid Muhammed Celâlî derler.” der. Bu sözde Şeyh’in seyyid olduğu anlaşılmakla birlikte Doğubeyazıt halkı ve Şeyh’in ailesi 54 Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, s. 74. 55 Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, s. 75. 56 Bkz. Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, s. 75. 57 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2 58 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 86 ve hâlihazırdaki torunları dedelerinin seyyid olmadığını, seyyidlikle alakasının sadece “eniştelik” babından olduğunu ifade etmektedirler.59 4. Medresede Said-i Nursi 80 kitap okuduğuna göre, bu medresede klasik medrese sisteminin “réz” denilen sıraya konulmuş ders kitapları dışındaki kitapların da okunduğu anlaşılmaktadır. 5. Karşılıklı ziyaret ve hediyeleşme adetlerinden anlaşıldığı gibi o dönemde saygı ve hürmete dayalı, samimi bir atmosferi bulunan ihlâslı bir eğitim sistemi vardı. Hoca-talebe ilişkisi edep ve hürmet dairesinde sürdürülmekteydi. 6. O dönemde Şeyh Ahmed-î Xânî ve onun türbesî hürmet gösterilen ve ziyaret edilen bir statüde idi. Bu da o bölgedeki ulemanın Şeyh Ahmed-i Xânî mirasını takip ettiklerini göstermektedir. 60 V. OSMANLI DÖNEMİNDE BAYEZİD SANCAĞINDA ŞEYH AHMED-İ XÂNÎ’NİN İLİM MİRASINI DEVAM ETTİREN İLİM VE FİKİR ADAMLARI Bayezid uleması, Osmanlı döneminin ilim ve fikir hayatının etkisini hemen atıp yeni bir eğitim sistemine ve anlayışına girmemişlerdir. Selçuklulardan gelen ve Osmanlı döneminde devam eden eski Nizamiye Medreseleri sistemi, cumhuriyet döneminde de etkili olmuştur. Halen de bu sistemin etkisi devam etmektedir. Aynı şekilde Şeyh Ahmed-i Xânî tarafından bu sistem içerisinde yapılan açılım ve devrim de benimsenerek güzel bir sentez halinde devam ettirilmiştir. İşte biz de bu başlık altında bu sentezi devam ettiren alimler ile ilim ailelerini tanıtacağız. A. ŞEYH AHMED-İ XÂNÎ’NİN İZİNDE BİR EHL-İ BEYT AİLESİ: ARVASİ SEYYİDLERİNİN İLMİ VE FİKRİ HİZMETLERİ: Doğubeyazıt’ta ilim ve fikir alanında hizmet edenlerin başında seyyid, âlim ve bürokrat bir aile olan Arvâsî Ailesi gelmektedir. Osmanlı döneminde Van, Hizan ve diğer bazı ilim merkezlerinde olduğu gibi, Bayezid’de de çok önemli hizmetler yapmışlardır. Günümüzde Doğubeyazıt’ta kalan tek kalıntıları, Şeyh Ahmed-i Xânî türbesinin etrafında bulunan mezarlarıdır. Ailece baba-evlat olarak Xânî’nin etrafında kendilerine mütevazı, ama onurlu bir yer ayırtmışlardır. Arvasi Seyyidleri Bağdat’ta A’lemu’l-Ulema (Âlimlerin En Âlimi) lakabıyla meşhur olan ve tanınan Hacı Şeyh Kasım el-Bağdadi’nin oğlu Seyyid Muhammed Kutub’un evlatlarıdır. Hülagu Han 1258 yılında Bağdat’ı istila ettiğinde aile parçalanmış, ailenin bir kısmı Musul’a hicret etmiş, daha sonra Urfa ve Bitlis’e, oradan da Mısır’a gitmişlerdi. Ailenin büyük oğlu Molla Muhammed de bir süre sonra Van’a gelip şehrin güneyinde yüksek dağlar arasında bir köy kurmuş, bu köyde büyük bir dergâh ve iki katlı bir cami inşa ederek oraya “Arvas” adını vermişti. Önceleri Kadiri tarikatına mensup olarak faaliyet gösteren, daha sonra da Nakşî tarikata yönelen ve “Arvas Seyyidleri” diye tanınan aile, altıyüz elli (650) yıl varlığını devam ettirerek bugüne ulaşmıştır. Ailenin soyu İmam Cafer-i Sadık aracılığıyla Hz. 59 Şu anda Doğubeyazıt’ta mukim Nuri Barış, Hasan Barış, Nuri Öztürk Şeyh Muhammed-i Celâlî’nin torunlarıdır. 60 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 87 Hüseyin’e, Hz. Ali’ye ve oradan da Hz. Fatıma (R.A) aracılığıyla Hz. Muhammed (S.A.S)’e dayandığı gibi, anne tarafından da Şeyh Abdulkadir-i Geylani’ye ulaşır.61 Seyyid Kasım ölümünden yaklaşık 17 yıl önce tedris ve irşat için oğullarından Seyyid Molla Muhammed’i Cölemerik (Hakkâri) tarafına göndermiştir. Osmanlıya bağlı bir ”Ocaklık” olan Hakkâri (İrisân) Beyleri, Kuzey Irak Bölgesi’nden Van Gölü Havzası’na kadar olan bölgenin hâkimi durumundaydılar. Beyliğin en ihtişamlı dönemini yaşatan İbrahim Han Bey, bu dönemde bölgeye göç etmiş olan Seyyid ailesinden Seyyid Molla Muhammed’e kızı Fatma’yı vererek kendine damat edinir. İbrahim Han Bey, Seyyid Molla Muhammed’in arzusu üzerine birlikte İrisân Beyliği’nin merkezi olan Çölemerik’ten ayrılarak ilim öğretmek ve insanları irşad ile meşgul olacak münasip bir yer aramaya çıkarlar. Gezdikleri yerler arasında, şimdiki Van vilâyetine bağlı Bahçesaray (Müküs) kazasının güney- batısında bulunan, daha sonra Arvâs Dağı adı verilen dağın vadisini beğendiler. Bir ev, bir dergâh ve bir de medrese yaptılar. İkisi de sırtında taş taşıyıp, halen mevcut olan iki katlı camiyi inşa ettiler. İbrahim Han Bey, oradan ayrılmadan Arvâs ve çevresini eğitim için vakfetti. İkisi beraberce Arvâs köyünün ve külliyesinin temelini 1339 yılında attılar. Sonra dua isteyip beylik merkezi olan Çölemerik’e döndü.62 Seyyid Molla Muhammed, inşa ettirdiği Arvas Köyünü bir ilim merkezine dönüştürür. Burada vakit geçirmeden eğitime başlar. Camiden başka, gerekli kitaplar için bir de kütüphane yaptırır. Seyyid Molla Muhammed’in kurduğu Arvâs Kütüphanesi’nde üç bin kadar el yazması kitap bulunuyordu. Bu kütüphanedeki kitapların bir kısmı, müelliflerin orijinal yazmalarıydı. Hemen her türlü ilim ve fenne ait büyük bir hazine olan bu kütüphane, ne yazık ki, Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler tarafından yakılmıştır.63 Seyyid Molla Muhammed ve Hakkâri Beyi İbrahim Han Bey’in beraber belirledikleri bu yer birçok yönüyle manidardır. Bu bölge hem konumu hem de farklı inançları barındırması bakımından önemlidir. Çünkü bölge, İran’a yakın bir yer olup, İran’daki Şia tehlikesinin Anadolu topraklarına sızmasını önlemişler. Osmanlı Devleti ile İran arasında sınır teşkil eden bölgenin istikrarını bir nevi bu seçkin aile sağlar.64 Arvasî sülalsesinden Doğubeyazıd’a gelen kola Doğu Bayezid Arvâsîleri denilmiştir. Bunlar da Seyyid Abdurrahim’in evlatlarıdır. Bunlardan birkaç tanesini tanıtmakta fayda görüyoruz: 61 Abdulhakim Arvasi Maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1/211; Arvasî ailesi hakkında geniş bilgi için bkz. Seyyit Battal Arvasi, Bani-i Arvas Seyyid Muhammed Kutub, İst. 2008. 62 Alikılıç, Dündar (2007). “Arvas ve Arvasîlerin Van Gölü Havzasındaki Etkinlikleri”. II. Van Gölü Havzası Sempozyumu, 4-7 Eylül 2006. Ankara: Bitlis Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ed. Oktay Belli, s. 257-264. 63 Alikılıç, a.g.m., a.y; Abdulcebbar Kavak, Seyyid Taha-i Nehri, Vameda Ofset, Van 2016, s. 138. 64 Bkz. Alikılıç, a.g.m., a.y.; Arvasî, Seyyid Battal, a.g.e., a.y. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 88 a. Seyyid Abdurrahim Arvasî: Van’daki Arvasîlerin ilk atası Seyid Molla Muhammed, Doğubayezid Arvâsîlerinin ilk atası ise Seyyid Abdurrahim’dir. Seyyid Abdurrahim; Arvâs’da babasının medresesinde ve sohbetinde yetişti. İlim ve hâl bakımından akranını geçip meşhur oldu. Civar şehirlere yayılan şöhretini duyan İshak Paşa, Seyyid Abdurrahim’i tedris ve irşad için Bayezid Sancağı’na istedi. Babasının izni ile Bayezid’e gitti ve gider gitmez medresesini kurdu. Bir yandan tedris, bir yandan irşadla meşgul oldu. Böylece Seyyid Abdurrahim, İshak Paşa’nın muallim ve mürşidliği görevini yürütmüştür. Seyyid Abdurrahim 1786 yılında vefat etmiş olup, kabri Yukarı (Eski) Doğu Bayezid’da, Arvâsî kabristanında Ahmed-i Hânî Mescidi’nin yanındadır. b. Seyyid İbrahim Arvâsî: Seyyid Abdurrahim’in vefatından sonra, kendi medresesinde ilim tahsil etmiş ve terbiyesinde yetişmiş oğlu Seyyid İbrahim, İshak Paşa’nın yanında babasının yerini almış, Paşa’nın baş danışmanı olmuş, vefat edinceye kadar esas vazifesi olan tedris, talim ve irşadla meşgul olmuştur. Osmanlı Devleti adına zaman zaman elçi olarak İran’a gönderilmiştir. 1832 yılında vefat etmiş kabri Doğu Bayezid’daki aile kabristanındadır. c. Seyyid Abdulazîz Arvâsî: Seyyid İbrahim’in Abdülaziz (öl.1888) adlı oğlundan nesli devam etmiştir. Seyyid Abdülaziz’in büyük oğlu Seyyid Emin’dir. 1854’te Yukarı Doğu Bayezid’de tevellüt, 1914’te yine orada vefat etmiştir. Yedi oğlu, iki kızı vardı. Seyyid Abdülaziz’in kızı Seyide Hadice, Bayezid Medresesi’nde yetişen ve orada müderrislik yapan Şeyh Muhammed Celâlî ile evlenmiştir.65 Beyazıd Arvasîlerinden olup dinî, ilmî ve sosyal hizmetlerde bulunan yaklaşık olarak 17 âlimin türbesi Şeyh Ahmed-i Xânî’nin türbesinin çevresindedir. VI. CUMHURİYET DÖNEMİ AHMED-İ XÂNÎ MİRASINI SÜRDÜREN İLİM VE FİKİR ADAMLARI: A. HALİFE YUSUF (1885-1965) Cumhuriyet döneminde Ahmed-i Xânî’nin ilim mirasını sürdüren Bayezidli en meşhur ve önemli alim Halife Yusuf’tur. Kendisi, aynen Ahmed-î Xânî gibi, medreselerde Arapça, Farsça ve Osmanlıca dilleri kullanılmakta iken, tüm eserlerini içinde yaşadığı halkın dili olan Kürtçe ile yazmıştır. Üstelik harf inkılâbının gerçekleştiği ve Arap alfabesi ile Kürtçe yazılmış kitapların takibat altında bulunduğu çok zor ve sıkı bir dönemde bizlere birkaç önemli eser geride bırakmıştır. 1. HALİFE YUSUF’UN İLMİ VE FİKRİ HAYATI 1885-1965 yılları arasında yaşayan ve Doğubayazıt’ta doğup yine orada vefat eden, eğitimini zamanının en meşhur şark medreselerinde gören, Beyazıtlı meşhur müderris Şeyh Muhammed Celali’nin öğrencisi ve Bediuzzaman Said-i Nursi’nin medrese arkadaşı olan Halife Yusuf Topçu, İshak Paşa Sarayı’nın 65 Alikılıç, Dündar (2007). “Arvas ve Arvasîlerin Van Gölü Havzasındaki Etkinlikleri”. II. Van Gölü Havzası Sempozyumu, 4-7 Eylül 2006. Ankara: Bitlis Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ed. Oktay Belli, s. 257-264. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 89 topçusu Şerif Ağa’nın oğludur. Doğubayazıt’ın Zengezur Köyünde (Şimdiki Sarıgül Mahallesinde) doğdu. İlk tahsilini köyün imam-hatibi olan Molla Ahmed Hocanın yanında yaptı. Akabinde Şeyh Muhammed Celali’nin medresesine intisap ederek ondan ders aldı. Harbi Umumi’de Siirt iline göç etmiş, oranın âlimlerinden Molla Hamid Efendi’nin yanında Feraiz ilmi eğitimi görmüştür. Daha sonra Cizre’ye giderek Hedil Köyünde bir süre ikamet etmiştir. Şeyh Muhammed Derşevî’den 25 Ramazan 1341 (1925) yılında Nakşibendi tarikatı, Şeyh İbrahim Hakkı el-Basreti’den de 1351 (1935) yılında Kadiri Tarikatı icazetnamesini almıştır. Bilahere Bağdat’a gidip Kadiri Tarikatının kurucusu Şeyh Abdulkadir-i Geylanî’nin makberini ziyaret etmiştir. Ömrünün son bölümünde Doğubayazıt’a gelerek dini eserler telif etmek, halkın dini hizmetlerini sürdürmek ve ilim okutmakla meşgul olmuştur. 40 yıl boyunca Siyamu’d-Dehr denilen nafile orucu tutmuş, gecelerini hep teheccüt namazı kılarak ihya etmekle geçirmiş, 09.02.1965 yılında Salı gecesi saat 2’de 80 yaşında iken vefat etmiştir. Geride aşağıda adı geçen eserleri bırakmıştır. 2. ESERLERİ VE ESERLERİNİN MUHTEVASI Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da en çok eser veren ve kitapları en çok okunan müelliflerimizden Halife Yusuf hazretlerinin ilmi değeri yüksek eserleri şunlardır: 2.1. İRŞADU’L-İBAD (BÜYÜK ŞAFİİ İLMİHALİ): Şafii Mezhebinin fıkhî içtihatlarının derlendiği ve toplu olarak ele alındığı eserdir. Kürtçe yazılan en geniş fıkıh kitabı özelliğini de taşımaktadır. İman, temizlik, abdest, gusül, teyemmüm, hayız, namaz, zekat, oruç, hac, bey’ (alışveriş ve ticaret), miras, nikah, talak, nafaka, riddet, kehanet gibi fıkhi meselelerin klasik ilmihal kitapları usulü üzere işlendiği bir eserdir. Şafii Mezhebinin en tanınmış alimlerinden İbn Hacer, Remli, Rafii gibi alimlerin eserlerinden, el-Envar, Beycuri, Muğni’l-Muhtac gibi meşhur kitaplardan faydalanarak yazmıştır.66 Matbaayla ilk defa 1948 yılında Suriye’de basılan eser, Türkiye’de 1960 yılında Ankara’da Nur Matbaası’nda Arap harfleriyle basılmıştır. Son olarak İstanbul’da Hira Yayınları tarafından hem Arap, hem de Latin harfleriyle basılan eser, 1998’de Türkçe tercümesi ile birlikte iki cilt halinde üçüncü kez basılmıştır. 2.2. FERAİZ İLMİ (İSLAM MİRAS HUKUKU): İslam Miras Hukuku konusuyla ilgili olarak bölge âlimleri arasında ilk defa müellif tarafından yazılan eseridir. Miras konularını detaylı ve sistematik bir şekilde ele almaktadır. Ortasında çarpım tablosu gibi kime ne kadar pay düşeceğini kolayca tesbit etmek amacıyla üstte baba, ana, koca, karı, oğul gibi mirasçıların karşılaştırılıp denkleştirilmesiyle sonuç elde edilecek orijinal bir feraiz cetveli vardır.67 66 Topçu, Halife Yusuf, İrşadu’l-İbad Min Avami’l-Mü’minîn, Nur Yay., Ankara, 1960. 67 Topçu, Halife Yusuf, Ferâiz, Nur Matbaası, Ankara, 1960. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 90 2.3. HUTBE KİTABI: Cuma günü Şafii Mezhebi içtihatlarına uygun bir şekilde Cuma Namazı kılınmasını ve Cuma Hutbesinin okunmasını öğreten ve hocalara hitaben yazılan bir eserdir. 2.4. MANZUM TAKRİZ (DİNİ VE TASAVVUFİ ŞİİRLER): Allah ve Peygamber sevgisi başta olmak üzere dini ve tasavvufi duyguların yoğun olarak işlendiği ilahilerden oluşan bir kitaptır. Müellifin şiirlerinden bir kısmının toplandığı eseridir. 2.5. TUHFETU’Z-ZAKİRİN: Hz. Muhammed’e ait hadislerin muhtelif hadis kitaplarından seçilerek Arapça metin ve Kürtçe tercümesi ile beraber alındığı ve her bir hadisten sonra kısa bir izahın yapıldığı eser de türünün bölgede yazılan ilk eseridir. 2.6. TECVİDU’L-KUR’AN: Hocalara ve medrese talebelerine yönelik olarak yazılmış bu eserde Kur’an-ı Kerim’i tecvit üzere okumanın esasları ele alınmaktadır. Bu eser de bölgede Kürtçe yazılan ilk tecvit kitabı olarak bilinmektedir. 2.7. TUHFETU’L-AMİLİN (FIKIH İLMİ, ŞAFİİ MEZHEBİ): Şafii Mezhebi üzerine yazılmış bir küçük ilmihal kitabı mahiyetindedir. 2.8. TUHFETU’S-SIBYAN (ÇOCUKLARA ARMAĞAN): Çocuklar için yazılmış temel dini bilgilerin yer aldığı ve Şafii Mezhebine göre yazılmış bir iman ve ilmihal kitabıdır. İrşadu’l-İbad’ın özeti mahiyetindedir. B. MÜDERRİS MOLLA MUSA CELÂLÎ (GEÇİT) HOCA Halife Yusuf’tan sonra Doğubeyazıt’ta köklü bir medrese eğitimi veren ve binlerce talebe yetiştiren, talebelerine klasik medrese programının yanında Ahmed-i Xânî’nin Nubihar, Ekîda İmané eserlerini de okutan alim, Molla Musa Celâlî’dir. 1. İLMİ VE FİKRİ HAYATI 1938 yılında Doğubayazıt’ın Telçeker Köyünde doğan ve ilk okuldan sonra bölgenin muhtelif medreselerinde 17 yaşına kadar dini ilimleri tahsil eden müellif, daha sonra İmam-Hatiplik görevine başlayarak yaklaşık 50 senedir medreselerde ders vermektedir. Son beş yılında kendisini tamamen ilmi kitaplar hazırlamaya adayan müellif halen yaşamakta olup Doğubayazıt’ta ikamet etmektedir. Molla Musa el-Celali diye meşhur olmuştur. 2. ESERLERİ VE ESERLERİNİN MUHTEVASI: Müellifin medrese çevrelerinde ve dini ilimler alanında gerek Türkiye’de gerekse çevre ülkelerde tanınan eserleri şunlardır: 2.1. MECMUATU’L-ULUM: Eski medreseler ile çağdaş dini okul ve fakültelerce okutulan Sarf, nahiv, Mantık İlmi, Vadı İlmi, Akaid, Tasavvuf, Fıkıh Usulu, Tefsir Usulu, Hadis Usulu, Tecvid, Aruz İlmi, Belağat, Beyan, Münazara, Meani, Bedi İlimleri gibi 15 adet temel ilmin kısa ve öz bir şekilde ele 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 91 alındığı ansiklopedik bir eserdir. İslami İlimlere Giriş niteliğinde toplu ve yeterli bilgilerin talebeye hazır bir şekilde sunulmasını hedef almaktadır.68 2.2. MECMUATU’L-FEVAİD: Günümüzde yaşayan bir dini ilimler talebesinin bilmesi gereken klasik ve modern konulardaki bilgilerin toplu bir şekilde ele alındığı Faydalı Bilgiler Ansiklopedisi niteliğindedir.69 2.3. MECMUATU’L-KASAİD: Arap cahiliyyesi döneminde en meşhur Muallakat-ı Seb’a (Kabe’ye asılan yedi adet kaside) şiirleri ile İslam Tarihinde çok meşhur olan Arapça edebi kasideleri şerh eden bir eserdir. İslam Tarihi boyunca Arap Dili ve Edebiyatında en meşhur kaside ve divanların da ele alındığı eser, türünün ilki ve en toparlayıcısı olarak kabul edilmektedir. Hz. Ali ile İmam Şafii’nin divanları da eserde şerh edilmektedir. 70 2.4. MECMUATU’L-FETAVA: Şafii, Hanefi, Maliki, Hanbeli ve Caferi Mezheplerine ait fetvalar ile çağdaş konularla ilgili fetvaların toplu olarak özetle ele alındığı eser, klasik ve çağdaş sorunların her ikisine de cevap vermektedir. Eserde dini ve fıkhî meseleler hakkında eski ve yeni en önemli İslam hukukçularının görüş ve içtihatları derlenerek ele alınmaktadır.71 2.5. MECMUATU’L-MAKASID: Buhari, Müslim, en-Nihaye, el-Camiu’s-Sağir gibi meşhur hadis kitaplarında geçen Mücmel ve Müşkil hadislerin haşiye ve şerhlerle açıklığa kavuşturulduğu eserde, ayrıca vaaz ile ilgili bir risale de bulunmaktadır.72 2.6. HAŞİYE ALA İŞARATİ’L-İ’CAZ: Bediuzzaman Said-i Nursi’nin Kur’an’ın belağat ve i’cazı ile ilgili olarak yazdığı tefsir mukaddimesindeki zor ve anlaşılması müşkil olan ibarelerin açıklığa kavuşturulduğu bir esedir.73 2.7. MEVLİT VE DİVAN: Doğu bölgesinde asırlardır okunan ve eski dil üzere yazılmış olan Mevlid kitabının sadeleştirilerek yeni bir üslup ile Celâlî Kürtçesiyle yazıldığı eserde ayrıca müellifin muhtelif yıllarda yazdığı dinî ve tasavvufî şiirleri toplanmıştır.74 68 Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Ulum, Sembol Yay., İst., 2003. 69 Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fevâid, Şefkat Yayınları, İst., 2004. 70 Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Kasaid, Sembol Yay., İst., 2005. 71 Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fetâvâ, Sembol Yay., İst., 2006. 72 Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Makasıd, Sembol Yay., İst., 2006. 73 Celâlî, Molla Musa, Haşiye Ala İşarati’l-İcâz, Sembol Yay., İst., 2008. 74 Celâlî, Molla Musa, Mevlid ve Divan, Sembol Yay., İst., 2007. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 92 2.8. ŞERHU KASAİD-İ İBN FARİZ: Meşhur Arap edebiyatçısı ve şairi İbn Fariz’in şiirlerinin şerh edildiği bir eserdir.75 2.9. ŞERHU EBYATİ TARİHİ’L-HULEFA: İmam Suyuti’nin Tarihu’l-Hulefa adlı tarih kitabında geçen ve anlaşılması zor olan şiirlerin şerh edildiği bir eserdir. 2.10. ŞERHU EBYATİ NURİ’L-EBSAR: Hz. Muhammed ve on iki ehl-i beyt imamının hayatının ele alındığı meşhur Nuru’l-Ebsar adlı kitapta geçen ve anlaşılması zor şiirlerin şerh edildiği bir eserdir. Sembol Yayınları arasında basılmıştır. 2.11. BAZI ŞÜPHELERE CEVAPLAR: Günümüz ilahiyat âlimleri arasında tartışılan bazı konuların ele alındığı bu risale Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilen eser 1997 yılında İstanbul’da basılmıştır. 2.12. KIZIL İCAZ ŞERHİ: Mantık İlmi ile ilgili olarak Arapça yazılmış olan ve Bediuzzaman Said-i Nursi’nin de talikatlarının bulunduğu meşhur kitaptaki zor ibare ve konuların açıklığa kavuşturulduğu eserdir.76 2.13. TEFSİRU’L MUHMEL ÜZERİNE HAŞİYE: Arapça yazılmış ve tamamıyla noktasız harflerin kullanıldığı meşhur “Tefsiru’l-Mühmel” adlı Kur’an tefsiri kitabının zor yerlerinin ve anlaşılmaz bölümlerinin açıklığa kavuşturulduğu eseridir. Birinci baskısı İstanbul’da yapılan bu eser müellifi tarafından tekrar genişletilmiş bir halde bastırılmak üzere yazılmaktadır. 2.14. İHSAN SÜREYYA SIRMA’YA REDDİYE: Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA’nın “Hilafetten Saltanata” isimli eserinde bulunan bazı iddialarının red ve tenkit edildiği bir reddiye kitabıdır. Türkçe yazılmıştır. Henüz basılmamıştır. 2.15. TA’LÎKÂT ALA HAŞİYETİ’L-KIZILCI ALA TASRİFİ’L-EŞNEVÎ: Adından da anlaşıldığı gibi Eşnevî’nin Sarf ilminde yazdığı kitabının üzerinde yazılmış bulunan Kızılcı Haşiyesinin müşkil ve zor yerlerini açıklayarak talebelere ve ilim adamlarının kitabı daha kolay anlamalarını sağlayacak ta’liklerin yazıldığı bir eserdir. O da Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.16. MECMUATU’R-RESÂİL: Bu kitap, dört risaleden oluşmuştur. Bu risalelerde özellikle günümüz İslâm dünyasında tartışılan sünnetin hücciyeti, recm, riddet, sigara, sigorta, organ nakli, Mehdi’nin gelişi, Hz. Hızır konusu, kabir azabı, şefaat gibi itikadî ve fıkhî konuları ele alınmıştır. Söz konusu kitap da Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.17. ER-RİSALETU’D-DAİYYE İLA MAHABBATİ MUAVİYE: Bu eser, günümüzde Hz. Muaviye’yi ta’n etmek üzere yazılmış olan bir takım kitap ve makaleler karşısında geleneksel Ehl-i 75 Celâlî, Molla Musa, Şerhu Kasaidi İbn Fariz, Sembol Yay., İst., 2008. 76 Celâlî, Molla Musa, Şerhu Kızıl İcâz, Sembol Yay., İst., 2009. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 93 sünnet ulemasının kaynak eserlerine dayalı bir şekilde Hz. Muaviye savunulmaktadır. Eser diğerleri gibi Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.18. NEFYU’L-CİHETİ VE’L-HULUL VE’L-İTTİHAD VE’L-MEKÂN ANİL’LLÂHİ’L- VAHİDİ’L-KAHHÂRİ’R-RAHMÂN: Bu eserde, İslâm akaidinin uluhiyet bahsinde Mücessime, Müşebbihe, ehl-i Sünnet ve Mu’tezile mezhepleri arasında tartışılan hulul, ittihad, cihet ve mekan konularını ilgili ayetlerin ışığında hadisler yardımıyla ve selef ve halef ulemasının izahatları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu eser de Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.19. TA’LÎKÂT ALÂ’L-KİTÂBİ’L-LEZİ YEBHASU ANİ’L-LÂH: Said Havva tarafından yazılan “Allah” isimli Arapça kitabın zor yerlerinin anlaşılmasını sağlayan ta’liklerin bulunduğu bir kitaptır. Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.20. SENAU’S-SAKALEYN FÎ MENÂKIB-İ’Ş-ŞEYHEYN EBÎ BEKİR ES-SIDDÎK VE ÖMER EL-FARÛK: Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile ilgili olarak temel İslam Tarihi kaynaklarından nakil ve istifadeyle yazılmış olan bir eserdir. Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.21. CELÂU’L-AYNEYN FÎ MENÂKIB-İ’L-HATENEYN USMÂN ZÎ’N-NUREYN VE ALÎ EBÎ’S-SIBTEYN: Hz. Osman ve Hz. Aliile ilgili olarak temel İslam Tarihi kaynaklarından istifadeyle yazılmış olan bir eserdir. Diğer eserler gibi İstanbul’da Sembol Yayınları tarafından bastırılmıştır. 2.22. EL-ENVÂRU’S-SATIA Fİ’L-ECVİBETİ ANİ’L-İ’TİRÂDÂTİ’L-VÂRİDETİ ALÂ’L- HULEFÂİ’L-ERBAATİ: Dört halife ile ilgili ileri sürülen bir takım itirazlara karşı onları savunan ve bu konudaki şüphe ve itirazlara cevap veren bu eser de Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.23. NURU’L-BASAR FÎ MENÂKIBİ’L-EİMMETİ’L-İSNEY AŞER: Ehl-i beytin on iki imamının hayatları, şahsiyetleri, menkıbeleri ve İslâm tarihindeki yeri ile Ehl-i sünnet tarafından kendilerine verilen değer ve hürmeti anlatan bir eserdir. Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.24. FEYZU’L-KADİRİ’L-MUBDÎ ŞERHU’L-MEVLİDİ’L-KURDÎ: Molla Muhammed-i Bateé tarafından yazılan ve Kürt bölgelerinde bir kaç asırdır Mevlid kandillerinde ve muhtelif vesilelerle merasim şeklinde okutulan Mevlidi Şerif’i Arapça’ya tercüme ettikten sonra bir de şerh eden bir kitaptır. Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.25. FEYZU’L-KADİRİ’L-ALLÂM ŞERHU NEHCİ’L-ENÂM: Molla Halil Siirdî tarafından yazılan Nehcu’l-Enâm isimli Akaid ve Kelâm manzumesini Arapç’ya tercüme edip yine Arapça Şerheden bu kitap da Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 94 2.26. FEYZU’L-KADÎRİ’R-RAHMÂN ŞERHU NEWBİHÂRÂ BİÇÛKÂN: Bu eser, Şeyh Ahmed- i Xânî’nin meşhur eseri Nevbihar’ı Arapça’ya tercüme edip Arapça açıklayan bir şerh kitabıdır. Sembol yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.27. FEYZU’L-KADİRİ’L-MENNÂN ŞERHU AQÎDETİ’L-ÎMÂN: Yine Şeyh Ahmed-i Xânî tarafından yazılan Akîda İmâné isimli eserin Arapça’ya tercüme ve şerh edildiği bir eserdir. Sembol Yayınları tarafından İstanbul’da bastırılmıştır. 2.28. MECMUATU’L-FUYÛZÂT: Bu eser de son dört eserin, yani Mevlid, Nehcu’l-Enâm, Nevbihar ve Aqide eserleri üzerinde yazılmış olan şerh kitaplarının yoğun talep üzerine birleştirilerek tek cilt ve aynı mecmua halinde bastırıldığı bir kitaptır. İhvân Neşriyât tarafından 2012 yılında İstanbul’da bastırılmıştır. 2.29. HÂŞİYETU EL-VÂDİHU’L-MESÂLİK ALÂ TEFSÎRİ’L-MEDÂRİK (ŞERHU TEFSÎRİ’N-NESEFÎ): Nesefi tefsiri diye meşhur olan tefsîr kitabı üzerinde yazılan bu eser, bölgedeki bazı âlimlerin ve üniversite hocalarının talebi üzerine Medârik adlı tefsîr kitabının müşkil ve zor taraflarının anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla yazılmıştır. Altı (6) cilt halinde Ravza Yayınları tarafından bastırılmıştır.77 2.30. FEYZU’L-KADÎRİ’L-METÎN ŞERHU KİTÂBİ MEM U ZÎN: Bu kitap da Şeyh Ahmed-i Xânî’nin “Mem u Zin” adlı şaheseri üzerinde yazılmış bir şerh kitabıdır. El-Celâlî böylece bu kitabı ile Xânî’nin her üç kitabının şerh ve haşiye çalışmalarını kemâle erdidrmiştir. Kitapta Mem u Zin’in asıl metni eski Kürtçe haliyle Arap Alfabesi üzerine yazıldıktan sonra günümüz Kürtçesi’ne aktarılmakta, daha sonra da şiirlerin müfred kelimeleri teker teker Arapça’ya aktarıldıktan sonra beyitlerin icmâlî manaları verilmekte, lügat, belagat, Arabî mana, Kurmancî mana, ta’lîk başlıkları altında şerh yapılmaktadır. Eser İhvan Neşriyat tarafından 210 yılında bastırılmıştır.78 2.31. ŞERHU TEFSÎRİ’N-NESEFÎ: Müellif hâlihazırda Nesefî Tefsiri üzerindeki şerh ve haşiye çalışmasında takip ettiği metot üzere Beyzavî’nin Envâru’-Tenzîl adlı tefsiri üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. İşte buraya kadarki malumattan da anlaşıldığı gibi Bayezid toprağının yetiştirdiği en velut müellif özelliğini taşıyan ve bu eserlere imza atan Molla Musa Celâlî, halen yaşamakta olup ilmî faaliyetlerine devam etmektedir. Doğubeyazıt’ta açtığı Medrese’de ailesiyle birlikte talebelere ders vermekte, yeni eserler te’lîf etmeye devam etmektedir. Aynı zamanda feodal aşiret yapısından ve çağdaş ekonomik hırs 77 Celâlî, Molla Musa Gecit, Hâşiyetu El-Vâdihu’l-Mesâlik Alâ Tefsîri’l-Medârik, Ravza Yay., İstanbul, 2017. 78 El-Celâlî, Molla Mısa Gecit, Feyzu’l-Kadîri’l-Metîn Şerhu Kitâbi Mem u Zîn, İhvan Neşriyat, İstanbul, 2018. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 95 ve menfaat çatışmalarından doğan sosyal olayları halleden, bu konuda yaşadığı bölgede bir kanaat önderi ve sosyal hakem görevini de sivil ve gönüllü olarak sürdüren bir ilim adamıdır.79 VIII. SONUÇ: Osmanlı tarihinde bölgenin en önemli idari merkezi konumunda olan Bayezid Sancağı, İran sınırına en yakın Osmanlı vilayeti olarak da Sünni-Şii hocalarının ilmi münazara ve tartışmalarının yoğun olduğu bir merkez konumundaydı. Kaynaklar, Osmanlı-Safevî mücadelesinin önemli ve şiddetli bir aşamasının da Sünnî ve Şiî hocaların mezhebî ve kelamî tartışmaları olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle Doğubayazıt, eskiden beri bölgenin en önemli ilim merkezlerinden birisi olarak anılmaktadır. Bu tebliğimizden de anlaşıldığı gibi, Doğubayazıt’ta doğan ve büyüyen, eğitiminin ve tedrisat hayatının büyük bölümünü Doğubayazıt’ta geçiren, buradaki medreselerde ders gören ve daha sonra müderrislik yaparak binlerce talebe, alim, din görevlisi yetiştiren, halk arasında da bir çok toplumsal, dini problem karşısında sorun çözücü hakem ve etkin kanaat önderi olarak kabul edilen Beyazıtlı ilim ve fikir adamları ile onların dini ilimlerle ilgili yazmış oldukları eserleri isim, içerik ve konusal açıdan son derece önemlidirler. Bu eserler, bölge halkının inançlarının sabit kılınmasında ve dinî merasimlerinin benimsenmesinde son derece etkili olmuşlardır. Bugün Beyazıd’da söz konusu eserleri okuma seviyesi olmayanlar bile teberrüken evlerinde korumaktadırlar. Bu da Osmanlı Dönemi Beyazıd Sancağının ilim ve fikir hayatının hala etkisini sürdürdüğünü göstermektedir. Aradan geçen bir asırlık zamana rağmen, Selçuklu’dan başlayıp, Osmanlı ile köklüleşen ve Cumhuriyet döneminde etkisini devam ettiren bu köklü eğitim sisteminde zamanla bazı revizyonlar da yapılmıştır. Bu revizyonlar neticesinde medreselerde Ahmed-i Xânî ve takipçilerinin Kürt Dili ve Edebiyatının da medresede ilmî ve resmî dil yapılması yönündeki inanç ve talebenin sivil olarak uygulanışı sağlanmıştır. Ayrıca şu gerçek çok net bir şekilde anlaşılmıştır ki, günümüzün ideolojik mücadeleleri ve materyalist-maddeci anlayışların egemenliğinin yaygınlaşmasına rağmen, Beyazıd ve çevresinde hala güçlü bir dinî ve ilmî temel bulunmaktadır. Bölge halkının, tarihî gelenekleri ve dinî anlayışları üzerinde ısrar etmesinin temelinde yukarıda adı geçen ulemanın rolü büyüktür. Bu da netice olarak bölgemizin birçok sorunlarının çözümünde dinin ve din adamlarının etki ve katkısını yeniden gündeme getirmektedir. BİBLİYOGRAFYA: Alikılıç, Dündar, “Arvas ve Arvasîlerin Van Gölü Havzasındaki Etkinlikleri”, II. Van Gölü Havzası Sempozyumu, 4-7 Eylül 2006. Ankara: Bitlis Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ed. Oktay Belli. Amedi, Zeynel Abidin, Mecmeu’l-Enhar Fi Şerhi Nevbahar, Diyarbakır., tsz. 79 Molla Musa’nın eserlerinin geniş ve bilimsel tahlili ve bu konuda geniş bilgi için bkz. Nargül, Veysel, “Aras Havzasında Yaşayan Bir Din Âlimi Prototipi Olarak Molla Musa: Hayatı, Eserlerinin Tanıtımı ve Değerlendirmesi”, II. Uluslararası Havzası Sempozyumu, Editör: Oktay Belli, 13-15 Aralık 2011, Iğdır, s. 505-515. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 96 Arvasi, Seyyit Battal, Bani-i Arvas Seyyid Muhammed Kutub, İst. 2008. Aydeniz, Veysel, Akkoyunlu-Kürt İlişkileri, Nubihar Yay., İst., 2012. Ayhan, Medeni, Filozof Ehmedê Hanî, Ankara, 1996. Azamat, Nihat, “Abdulhakim Arvasi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, TDV Yayınları, yıl: 1988, cilt: 1, sayfa: 211-212. Beyâzidî, Molla Mahmûd, Adat û Rusûmatnameé Ekradiyye, Tahk. Can dost, Nubihar Yay., İst., 2010. Beyâzidî, Molla Mahmûd, Camieyé Risâleyân ve Hikâyetân, Neşr. Aleksander Jaba, Dâru Tibâeti Akademiyâ İmparatoré, St. Petersbourg, 1860. Can Dost, ed-Durru’s-Semîn fî Şerhi Mem u Zîn, Dâru Sipirez, Duhok, 2006. Can Dost, Péşgotin (Takdim Yazısı), Adatu Rusûmâtnâmeé Ekrâdiyye, Nubihar Yay., İst., 2010. Celâlî, Molla Mısa Gecit, Feyzu’l-Kadîri’l-Metîn Şerhu Kitâbi Mem u Zîn, İhvan Neşriyat, İstanbul, 2018. Celâlî, Molla Musa Gecit, Hâşiyetu El-Vâdihu’l-Mesâlik Alâ Tefsîri’l-Medârik, Ravza Yay., İstanbul, 2017. Celali, Molla Musa, Haşiyetu İşarati’l-İ’caz, Sembol Yay., İst., 2008. Celali, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fevaid, Sembol Yay., İst., 2004. Celali, Molla Musa, Mecmuatu’l-Kasaid, Sembol Yay., İst., 2005. Celali, Molla Musa, Mecmuatu’l-ulum, Şefkat Yay., İst., 2003. Celali, Molla Musa, Mevlid ve Divan, Sembol Yay., İst., 2007. Celali, Molla Musa, Şerhu Kasaid-i İbn el-Farız, Sembol Yay., 2008. Celali, Molla Musa, Bazı Şüphelere Cevaplar, Terc: Şehmus DEMİR, İst., 1997. Celâlî, Molla Musa, Feyzu’l-Kadiri’l-Mennân Şerhu Nubihara Biçûkân, Sembol Yay., İst., 2011. Celali, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fetava, Sembol Yay., İst., 2006. Celâlî, Molla Musa, Mecmuatu’l-Fuyûzât, İhvan Neşriyat, İst., 2012. Celali, Molla Musa, Mecmuatu’l-Makasıd, Sembol Yay., 2007. Cihânî, Pervîz, Mem u Zin Mukaddimesi, İntişârâti Selâhuddîn Eyyûbî, Tehran, 1347. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 97 Doskî, Tahsîn İbrahîm, Cevheru’l-Maânî, Şerhu Divâni Ahmed el-Xânî, Spirez Yay., Duhok, 2005. Gültekin, Mehmet-Bahar-Nihat, Ahmede Xânî Salnamesi, 2009,2010, 2011,2012, Belge Yay., İst. H. Mem, Üçüncü Öğretmen Xânî , İstanbul Kürt Enstitüsü Yayınları, İst., 2002. H. Mem, Filozof Xânî ’nin Tasarımı, Bir Yay., İst., 2003. H. Mem, Mem u Zîn İdeal Memé Alan Destan Masal, İstanbul Kürt Enstitüsü Yay., İst., 2005. H. Mem., Xânî ve Newroz, İstanbul Kürt Enstitüsü Yay., İst., 2009. Hâdî el-Alevî, Can Dost, Durru’s-Semîn Takdim Yazısı, Durru’s-Semin İçinde. Jaba, Alexander, Recueıl De Notices Et Récits Kourdes, St. Petersbourg, 1860. Kavak, Abdulcebbar, Seyyid Taha-i Nehri, Vameda Ofset, Van 2016. Kuği, Ahmed Hilmi ed-Diyarbekri, Kitabu Rehbeeri’s-Sani Şerhu Akidati Ahmed el-Xânî, Baskı Yeri Yok., tsz. Kuği, Ahmed Hilmi, Gulzara Hemukan Şerha Nubara Biçukan, Söz Gazetesi Yay. Diyarbekir. Tsz. M. Emin Zeki Bek, Meşâhiru’l-Kurd ve Kurdistân, Arapçaya Terc. Es-Seyyide Kerîme, Tahk. M. Ali Avnî, Dâru’z-Zaman, Dımaşk, 2006. Nargül, Veysel, “Aras Havzasında Yaşayan Bir Din Âlimi Prototipi Olarak Molla Musa: Hayatı, Eserlerinin Tanıtımı ve Değerlendirmesi”, II. Uluslararası Havzası Sempozyumu, Editör: Oktay Belli, 13-15 Aralık 2011, Iğdır. Özervarlı, M. Said, “Ahmed-i Hanî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, TDV Yay., İst.. Topçu, Halife Yusuf, İrşadu’l-İbad Min Avami’l-Müslimin, Türkçeye Çeviren: Muhammed Nezaket Bahaeddin el-Hüseyni, Hira Yay., İst., 1998. Topçu, Halife Yusuf, İrşadu’l-İbad Min Avami’l-Müslimin, Nur Yay., İst, 1960. Topçu, Halife Yusuf, Akidetu’l-İman ve Yelihi Tecvidu’l-Kur’an, Nubihar Yay., İst., 2008. Topçu, Halife Yusuf, Kitabu’l-Feraiz Min Dureri’l-Garaiz, Nur Matbaası, İst., 1960. Topçu, Halife Yusuf, Manzum Takriz, Nur Matbaası, İst., 1960. Topçu, Halife Yusuf, Tuhfetu’s-Sıbyan, Nubihar Yay., İst., 2008. 2. ULUSLARARASI AHMED-İ HÂNÎ SEMPOZYUMU “İslam Düşüncesinde İnsan” 98 Topçu, Halife Yusuf, Tuhfetu’z-Zakirin, Nur Matbaası, İst., 1960. Varlı, Abdullah, Dîvân û Jinegariyâ Ehmedé Xânî, İst., 2004. Xânî, Ahmed, Mem u Zin, Arapçaya Çeviren: Prof. Dr. Said Ramazan el-Buti, Daru’l-Fikr, Şam, 1982. Xânî, Ahmed, Mem u Zin, Necm- İstikbal Matbaası, İst., 1919. Xânî, Ahmed, Mizanu’l-Edeb (Mem u Zin), Haz. Zeynel Abidin Amedî, Diyarbakır, 1990. Xânî, Ahmed, Nubihar, Ahmet Kamil Matbaası, 1323 H. Xânî, Ahmed, Nubihar, Zeynel Abidin Amedi El Yazması Tıpkı Basım, Diyarbakır, tsz. Xânî, Ahmed, Eqîdâ Îmâné, Baskı Yeri Yok., tsz. Xânî, Ahmed, Memu Zin, Terc . Mehmet Emin Bozarslan, Hasat Yay, İst., 1990. Xânî, Mem û Zin, Necm-i İstikbâl Matbaası, İst., 1919 Yaran, Rahmi, “Doğubayazıt”, DİA, TDV Yay., İst., 199. Yıldırım, Kadri, Eqîdeyâ imâné, Avesta Yay., İst., 2008. Yıldırım, Kadri, Nubehârâ Biçûkân, Avesta Yay., İst., 2008. http://arvasiseyyidleri.blogcu.com/arvasi-seyyidleri-dogubeyazit/6589216. http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2 http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2. http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2. http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/sonsahitler/bolgeindex.php?id=43. http://www.nurforum.org/forum/hayati-ve-talebeleri/son-sahitlerden/230/?wap2