ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU T Ü R K T A R İ H K U R U M U Y A Y I N L A R I VIII. Dizi - Sayı: 35f KONGREYE SUNULAN BİLDİRİLER VI. CİLT ASKERÎ TARİH AYAKLANMALAR, İSYANLAR, DARBELER VE İHTİLALLER TARİHİ ANKARA, 2022 XVIII. TÜRK TARİH KONGRESİ Ankara: 1-5 Eylül 2018 Hazırlayanlar Semiha NURDAN – Muhammed ÖZLER Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme B. Erhan Çavdaroğlu* - Mert Can Erdoğan** Giriş Tarih boyunca, farklı devletlerin siyasi ve askeri başarılarının arkasında yatan temel unsurlardan birisi de istihbarat faaliyetleri olmuştur. Bu durumun, Osmanlı Devleti için geçerli olmaması elbette düşünülemezdi. Zira kuruluşundan itibaren Osmanlı Devleti için istihbarat hem ülke içindeki hakimiyetinin tesisinde hem de rakip unsurlarla mücadelede önemli bir vasıta haline gelmiştir. Bu bağlamda Osman Bey’in İnegöl’ü1, Orhan Bey’in İznik’i2 ve I. Murad’ın Edirne’yi fethederken3 kullandığı casuslar, Osmanlı Devleti’nin askeri istihbarat çalışmalarına örnek olarak gösterilebilir. II. Mehmed’in İstanbul’u fethiyle birlikte Osmanlı istihbaratının yapısı önemli bir değişime uğramıştır.4 Bu bağlamda daha önce sadece askerî meselelerle meşgul olan Osmanlı istihbaratı artık harp dışındaki gelişmeleri de öğrenmeyi kendisine amaç edinmiştir. Örneğin, Fatih devrinde Venedik’deki siyasi gelişmeleri takip * Yüksek Lisans Öğrencisi, Kırıkkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı, Kırıkkale/TÜRKİYE, erhancavdaroglu@gmail.com ORCID: 0000- 0001-7129-1114 ** Araştırma Görevlisi, Kırıkkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Kırıkkale/ TÜRKİYE, historianturk@gmail.com ORCID: 0000-0002-6667-5401 1 Haldun Eroğlu, “Klasik Dönemde Osmanlı Devleti’nin İstihbarat Stratejileri”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, XXII/34, 2003, s. 22; Anonim Osmanlı Kroniği (1299-1512), nşr. Necdet Öztürk, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 2000, s. 13. 2 Eroğlu, agm., s. 22; İbn Kemal, Tevarih-i Al-i Osman, nşr. Şerafettin Turan, II. Defter, ATIK Yayınları, Ankara 1991, s. 144. 3 Eroğlu, agm., s. 22; Anonim Osmanlı Kroniği, s. 27, Hadidi, Tevarih-i Al-i Osman, (1299-1523), nşr. Necdet Öztürk, Marmara Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1991, s. 86. 4 Ahmet Yüksel, II. Mahmud Devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nda İstihbarat Faaliyetleri, (Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi), Sivas 2012, s. 44. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan22 etmesi amacıyla iki casusa senelik dörder bin duka altın5 ödenmekteydi.6 II. Bayezid döneminde ise, Osmanlı istihbarat çalışmalarının yoğunluğu yeni bir safhaya ulaşmıştı. Bu dönemde bir taraftan tahtta hak iddia eden Cem Sultan’ın takibi7, diğer taraftan Anadolu’da artan Safevi faaliyetlerinin izlenmesi ve nihayet, Sultan Bayezid’in oğulları arasındaki rekabetin denetlenmesi amacıyla yoğun bir istihbarat ağı oluşturulmuştu. İşte, böyle bir ortamda yetişen I. Selim, henüz şehzadelik yıllarından itibaren istihbaratın önemini görmüş ve kendi saltanat mücadelesinde de istihbaratı bilfi il kullanmıştır. Cülusundan sonra da Sultan I. Selim hem rakip şehzadelerin takibinde hem de Safevi ve Memlük devletleri ile olan mücadelesinde istihbarat kanallarını kullanmaya devam etmiştir. Sultan Selim’in istihbarat faaliyetleri onun ülke içindeki hakimiyetinin tesisinde ve yaptığı seferlerin başarısında önemli bir rol oynamıştır. Fakat Yavuz Sultan Selim’in hedefl erine ulaşmasında istihbaratın oynadığı bu rol ancak merkezi otorite ve ateşli silahların kullanımıyla birlikte incelendiğinde layıkıyla anlaşılacaktır. Bu durumun açık bir örneği Sultanın Memlükler üzerine yaptığı iki önemli seferden birisi olan Ridaniye Meydan Muharebesi’dir. Zira bu muharebede tıpkı Osmanlı Ordusu gibi Memlük ordusu da ateşli silahlara sahip olmasına rağmen, Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu etkin bir merkezi otorite ve askeri istihbarattan yoksun olduğu için Osmanlılar karşısında mağlup olmuştur. Bu bağlamda ilgili çalışmada, başta kronikler olmak üzere dönemin çeşitli kaynakları üzerinden Osmanlı askerî başarısının izahında, ateşli silahların kullanımı, güçlü bir merkezi otoritenin varlığı ve askerî istihbarat çalışmalarının nasıl üçlü bir sac ayağı oluşturarak Osmanlı zaferlerinin itici unsuru olduğu Ridaniye Meydan Muharebesi üzerinden ortaya konulacaktır. Bu amaçla, birinci bölümde, sac ayağının tamamlayıcı unsuru olan istihbaratın Sultanın şehzadeliğinden itibaren nasıl bir gelişim seyrederek, siyasi istihbarattan askerî istihbarata evrildiği ortaya konulacaktır. İkinci bölümde ise söz konusu sac ayağının ilk iki unsurunu oluşturan ateşli silahlar ve merkezi otoritenin Osmanlı zaferlerindeki önemi Mercidabık Meydan Muharebesi üzerinden ele alınacaktır. Ve nihayet üçüncü bölümde, askeri istihbaratın merkezi otorite ve ateşli silahların tamamlayıcı unsuru olarak oynadığı rol, Ridaniye Meydan Muharebesi üzerinden tartışılacaktır. 5 Yüksel, agt., s. 44. 6 Bülent Arı, "Early Ottoman Diplomacy: Ad Hoc Period", Ottoman Diplomacy Conventional or Unconventional?, ed. A. Nuri Yurdusever, Basingstoke, Palgrave 2004, p. 45. 7 Yüksel, agt., s. 46. 23 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme II. Bayezid’dan I. Selim’e Osmanlı İstihbaratının Dönüşümü: Siyasal İstihbarattan Askerî İstihbarata Geçiş Osmanlı İmparatorluğu’nun oluşumunda kilit rol oynayan, II. Mehmed’den sonra tahta çıkan Sultan II. Bayezid devrinde Osmanlı istihbarat çalışmalarının yeni bir safhaya eriştiğini söylemek mümkündür. Ancak bu dönemdeki istihbarat çalışmaları iktidar mücadeleleri ekseninde8 şekillenmiştir. Zira, Sultan II. Mehmed’in vefatının ardından Şehzade Cem ve Şehzade Bayezid arasında başlayan taht kavgasının galibi, Şehzade Bayezid olmuştur. II. Bayezid’in cülusundan sonra tahta geçmek için isyan hazırlığına girişen Şehzade Cem’in takibi, istihbarat çalışmalarının bu yöne evrilmesine sebep olmuştur. II. Bayezid önce şehzadeyi bulmak, akabinde ya İstanbul’a getirmek ya da idam ettirmek için her türlü casusluk faaliyetine9 başvurmuştur. Öyle ki, Şehzadenin Avrupa’ya kaçmasının akabinde, onun attığı her adımdan haberdar olmak için casuslar10 görevlendirilmiştir. Söz konusu casuslardan birinin yazdığı mektupta, Şehzade Cem’in Fransa’dan Roma’ya gittiğini ve yine Roma’ya bir günlük mesafedeki Çutya ve Gavatlı mevkiinde Şehzade’yi Papanın oğlunun ve Roma halkının karşıladığını, hatta ona on iki bin fi lori11 tahsis ettiğini Sultan II. Bayezid’e bildiriliyordu. Sultan II. Bayezid dönemindeki istihbarat faaliyetleri incelendiğinde üzerinde durulması gereken bir başka noktada onun, kendi şehzadelerinin takibi için yaptığı istihbarat çalışmalarıdır. Nitekim, II. Bayezid, bilhassa oğlu Şehzade Selim’in her adımını takip ettirmek amacıyla casuslar12 kullanmıştır. Semendire Beyi Yahya Paşa’nın, Divan-ı Hümayun’a gönderdiği bir arzda13 Şehzade Selim’in faaliyetleri hakkında bilgi almak üzere Yusuf adlı bir casusun Kili civarına gönderildiği ve gelen malumat üzerine Şehzadenin yüz kadar gemi ile Akkirman’a geldiği, akabinde Kırım Hanı Giray Han’ın gönderdiği bin kadar Kazak askeri14 ile birleştiği ifade edilmektedir. 8 Yüksel, agt., s. 46. 9 İbrahim Hakkı Konyalı, 11.02.1940 tarihli En Son Dakika Gazetesi'nde yazdığı “Eski Türklerde Casus Teşkilatı” isimli makalesini genişleterek “Osmanlılarda Casusluk Teşkilatı” ismiyle farklı tarihlerde ve gazetelerde yayınlamıştır. İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi'nde mevcut olan yazıların hangi gazete ve tarihlerde yayınlandığı belli olmadığı için, sonraki atıfl ar “Konyalı, Casusluk Teşkilatı” şeklinde verilecektir. 10 Eroğlu, agm., s. 26, 27. 11 TS. MA. 745/38. 12 Eroğlu, agm., s. 27. 13 TS. MA. E.756/31. 14 Eroğlu, agm., s. 27. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan24 Yine Divan’a gelen Mahmut adlı bir casusun verdiği bilgide Şehzade Selim’in İğne Ada’dan Kırım’a kaçmak üzere gemiye bindiği bildirilmektedir.15 Sultan II. Bayezid’in şehzadeleri üzerindeki bu yoğun istihbarat çalışmalarının yanında Şehzade Selim’in de istihbarat çalışmalarını zikretmek gereklidir. Öyle ki Şehzade Selim padişah olmayı kafasına koyduktan sonra güvendiği adamlarını İstanbul’a ve diğer kardeşlerinin yanına göndermiştir.16 Bu casuslar, sadece İstanbul ve diğer bölgelerde ki siyasi durumu şehzadeye haber vermekle kalmamışlar, aynı zamanda Şehzade Selim lehine propaganda faaliyetlerine de girişmişlerdir.17M. K. rumuzuyla, Şehzade Selim’e yollanan bir istihbarat raporunda18; Şehzade Korkud’un üç gemi ile İstanbul’a doğru yola çıktığı bu gemilerin birisinde Şehzade ve lalasının, birinde atlarının ve diğerindeyse üç deve yükü nakit altın sandığının bulunduğu, İstanbul’a geliş sebebinin ise Şehzade Ahmed’in tehdidi dolayısıyla olduğu bildirilmiştir.19 Taht için Şehzade Selim’in en önemli rakibi ağabeyi Şehzade Ahmed’di. Öyle ki, Şehzade Selim tahta çıktıktan hemen sonra Şehzade Ahmed’in kuvvetleri ve geçtiği yerleri öğrenmek için casuslarını görevlendirmiş ve onlar Şehzade Ahmed’in neler yaptığını günü güne Sultana bildirmişlerdir.20 Bu bilgilendirme neticesinde Anadolu’ya geçen Yavuz Sultan Selim, Ankara civarında bulunan Şehzade Ahmed üzerine yürümüştür. Şehre geldiğinde, önceden Amasya’ya gittiği öğrenilen Şehzade Ahmed’in takibi için Mirahur Bıyıklı Mehmed Ağa, Malkoçoğlu Tur Ali Bey21, Sinop Beyi Karaca Paşa ve Çavuş Hoca22 görevlendirilmiştir. Amasya’da kendisinin destek görmediğini anlayan Şehzade Ahmed’in Samsun’a23 oradan 15 TS. MA. E. 645/53-54. 16 Çağatay Uluçay, "Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VI/9, Mart 1954, s. 75. 17 Uluçay, agm., VI/9, s. 75. 18 TS. MA. E.701/28. 19 Feridun M. Emecen, Yavuz, Kapı Yayınevi, İstanbul 2016, s. 66. 20 Çağatay Uluçay, "Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VII/11-12, Mart 1954, s. 196,197; " Haliya Seyyid Gazi'ye varup askerini kendi gözü ile görüp gah önlerine ve gah kenardan yürüyüp Eskişehir'e kondurup andan götürüp İnönü'nde Hizar nam mahalle kondurup bi-nefsihi geldiği ve niyetinin savaşmak olduğu..." Mustafa; TS. MA. 749/57. 21 Eroğlu, agm., s. 28. 22 TS. MA. E.757/6. 23 Samsun Naibi'nin İlamından; "Amma Sultan Ahmed tarafından Kul gelüb limanda olan gemilerin yelkenlerin alub hisar kalesinde komuş idi. Amma iltimas ne maslahat için idi; malum olmadı. Mirza Çavuş bendenüz gelüb kaleye girüp dizdar gıybet edüb kaleden yelkenleri alub sahiblerine verüb limandan her birin bir tarafa giderdiler. 25 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Tokat üzerinden Arabistan’a kaçacağı yine casuslar vasıtasıyla öğrenilmiştir.24 Kardeşlerini bertaraf ettikten sonra, devletin istihbarat ağının niteliğini değiştirerek siyasal istihbarattan askerî istihbarata geçiş yapan, Sultan I. Selim, henüz şehzadeliği döneminden itibaren üzerinde durduğu Safeviler üzerine yoğunlaşmıştır. Öyle ki tahta çıktıktan sonraki ilk işi, Safevi ordusu ve Anadolu’daki Kızılbaş hareketi hakkında bilgi edinmek için, casuslarını25 Anadolu’ya göndermek olmuştur. Sultan’ın Kılıç26 rumuzlu bir casusundan aldığı bilgiler, Anadolu’da Şah İsmail’in ciddi bir ayaklanma hazırlığı içinde olduğunu doğrular niteliktedir. Bu bilgiler üzerine, İran seferine karar veren Sultan Selim, henüz sefer yolundayken, Dukakinoğlu Ahmed Paşa27 İran ordusu hakkında istihbarat toplaması için görevlendirilmiş, Erzincan’a gelindiğinde de Şehsüvaroğlu Ali Bey28 aynı vazife ile ileri hatlara gönderilmiştir. Eleşkirt’te Kör Şadi29 adında bir esirden alınan bilgi üzerine Şah İsmail’in Çaldıran’da ordusu ile hazır bulunduğunu öğrenen padişah ordusunu bu tarafa sevk etmiştir. Sultan Selim’in casuslarından Şeyh Ahmed, Şah İsmail’in otağına kadar girmeyi başarmış ve Şah’a Osmanlı ordusu hakkında yanıltıcı bilgiler vermiştir. Görüldüğü üzere, II. Bayezid devrinde genel olarak rakip şehzadelerin faaliyetlerine odaklanmış olan Osmanlı istihbaratı, Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışıyla birlikte bir dönüşüm geçirerek, siyasal istihbarattan askerî istihbarata evrilmiş ve Osmanlı seferlerinde etkin bir şekilde kullanılmıştır. Bu faaliyetler, meyvelerini Sultan I. Selim dönemine damgasını vuran üç büyük meydan muharebesinde vermeye başlamıştır. Bu bağlamda, Yavuz Sultan Selim’in yeniden ortaya çıkardığı askeri istihbarat ağının Osmanlı askeri başarısının arkasındaki diğer iki unsur olan merkezi otorite ve ateşli silahlarla olan ilişkisi Çaldıran ve Mercidabık Meydan Muharebelerinde kendini göstermiştir. Limanı tahliye ettiler. Mezbur Sultan Amasya'da olan etbaın ve esbabın mecmu alub gitti derler. Amma teveccühü, efvah-ı nüsda Arabistan derler. Bi-hamdillah bu canibe teveccühü istihdadiyle kızılbaş dahi ref'oldu."; TS. MA. E.540/3. 24 Çağatay Uluçay, "Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VII/10, Mart, 1955, s. 134. 25 Emrah Safa Gürkan, Sultanın Casusları 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, Kronik Yayınevi, İstanbul 2017, s. 149. 26 Emecen, Yavuz, s. 111. 27 Selahattin Tansel, Yavuz Sultan Selim, TTK, Ankara 2016, s. 50. 28 Tansel, age., s. 58. 29 Emecen, Yavuz, s. 117. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan26 Sac Ayağının İlk İki Unsuru Merkezî Otorite ve Ateşli Silahların Osmanlı Askerî Başarısındaki Rolü: Mercidabık Meydan Muharebesi Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran ve Mercidabık Meydan Muharebelerinde kazandığı zaferler Osmanlı askerî gücünün eriştiği son seviyeyi ortaya koymuştur. Bu muharebelerde Osmanlı ordusu, sultanın mutlak otoritesi ve ateşli silahları sayesinde, dönemin en güçlü süvari birliklerine sahip iki devletini mağlup etmiştir. Bu noktada Osmanlı askerî başarısının iki sac ayağını oluşturan, hükümdarın ordu üzerindeki hakimiyeti ile ateşli silahların etkin kullanımı birbirini tamamlamışlardır. Zira Memlük ordusunun ateşli silahların kullanımına dair gösterdiği direnç bu konuda merkezi otoritenin ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ateşli silahların, Osmanlı ordusunda tam olarak kullanılmasının30 tarihi XV. yüzyıla31 tekabül etmektedir. Bu noktada Memlük Devleti’nde ateşli silahların ilk kullanılmaya başlandığı dönem, 1389-1390 arasıdır. Örneklendirecek olursak, Memlükler de ilk tüfengli birlik, Sultan Kayıtbay tarafından kurulmuşsa da bu birlik, din adamlarının olumsuz fetvaları ve askerin isteksizliği neticesinde dağılmıştır. Memlük sultanlarının ise bu süreçte ateşli silahların önemini takdir etmeleri meselenin bir başka boyutudur. Nitekim, Melikünnasır Muhammed selefl eri gibi bir tüfeng birliği oluşturmuş, ancak bu birlik Memlük emirlerinin baskısı neticesinde lağvedilmiştir.32Ordusuna tüfeng kullandırtmayı başaramayan Memlük sultanları, farklı devletlerden top satın almakla yetinmişlerdir. Bu bağlamda Memlüklerin II. Bayezid döneminde, Rodos Şövalyelerinden iki yüz top aldığı33 kaynaklarda yer almaktadır.34 Memlük ve Osmanlı ordusunda ateşli silahların kullanımı konusundaki tutumlar birbirinden oldukça farklıydı. Memlük ordusu, süvariliği en yüksek mertebe 30 Burhan Erhan Çavdaroğlu, “An Analysıs On Battles Of Marj Dabıq And Rıdanıya In The Era Of Mılıtary Transformatıon”, Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, V/14, 2017, s. 1271. 31 Feridun M. Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, Timaş Yayınevi, İstanbul 2014, s. 29. 32 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 72. 33 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 77. 34 7 Mart 1517/13 Safer 923 tarihli bir raporda, Reşid ve İskenderiye Kalelerindeki silahların ve malzemelerin sayısı hakkında bilgi verilirken, top ve tüfeklerin sayısı da kaydedilmiştir. Buna göre çoğu darbzen denilen tipte, kullanılır durumda olan top sayısı Reşid'de 100 kadardır. Ayrıca kırık, kullanılmaz durumda olan top ve tüfek sayısı 240 civarındadır. İskenderiye Kalesinde ise 50'si Şahi, 90'ı aşkın top tespit edilmiştir.; TS. MA. E.5641/1 27 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme ve imtiyazlı bir konum35 olarak görmüş, bu yüzden ateşli silahları kullanan piyade sınıfının kendilerine rakip olması ihtimalinden dolayı buna şiddetle karşı çıkmışlardır. Burada karşılaştığımız diğer bir nokta da I. Selim ve Kanısav Gavri’nin36 devletleri üzerindeki hakimiyet farklılığıdır. Osmanlı İmparatorluğu, Türk-İslam yönetim sistemimin bir sentezi olarak, mutlak merkeziyetçi bir yönetim olgusuna sahiptir. Söz konusu mutlak merkeziyetçiliğin devlet üzerinde tam olarak uygulanması içinse XV. yüzyılın ikinci yarısını beklemek gerekecektir37 Nitekim, II. Mehmed’in Osmanlı Devleti’ni mutlak merkeziyetçi bir seviyeye eriştirmesinin ardından, din-ü devlet, mülk-ü millet formülü kabul edilmiş ve devlet sistemi buna göre düzenlenmiştir.38 Osmanlı padişah tipolojisinin kendini bulduğu II. Mehmed devrinde, sultan devletin başı olduğu için mevcut siyasi otoritenin de tek hâkimi olmuştur. II. Mehmed’in selefl eri olan I. Süleyman ve I. Selim devrinde de sultanın devlet üzerindeki hakimiyeti39 tam olarak oturmuştur. Osmanlı devlet teşkilatında devşirme40 sisteminin olması, padişahın berayâ üzerinde ki mutlak hâkimiyeti, Osmanlı ordusunu çağdaşlarından daha etkin ve başarılı kılmıştır. Memlük Devleti’nin emirlerinin ve ordu mensuplarının hür Türklerden41 oluşması, Memlük sultanının devlet üzerindeki etkisini bir hayli kısıtlamıştır. Memlük sultanı, devlet ve ordu üzerindeki hakimiyetini sağlayamamasından dolayı askerlerine tüfeng kullandırmayı kabul ettiremezken, devlet ve ordu üzerinde mutlak hakimiyete sahip olan Yavuz Sultan Selim’in bu hususta ki başarısı üzerinde durulması gereken bir noktadır. Çaldıran Meydan Muharebesi’nin akabinde Şah İsmail’i yenen Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu’ya buna bağlı olarak, Anadolu’nun tümüne hakim olmak için giriştiği faaliyetler, Memlük Sultanı Kanısav Gavri’ye büyük bir endişeye sevk 35 David Ayalon, Memlük Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III, çev. Abdullah Mesut Ağır, TTK, Ankara 2015, s. 21. 36 Feridun M. Emecen'in tespitine göre, Kansu Gavri isminin doğru okunuşu, "Kanı Saf"'dan bozma olan "Kansıav Gavri"'dir. Bu yüzden bundan sonraki bölümlerde bu isim Kanısav Gavri olarak zikredilecektir.; Emecen, age., s. 197. 37 Ahmet Yaşar Ocak, Zındıklar ve Mülhidler, Timaş Yayınevi, İstanbul 2016, s. 125. 38 Ocak, age., s. 125. 39 Halil İnalcık, "Osmanlı Hukukuna Giriş: Örfi -Sultani Hukuk ve Fatih'in Kanunları", Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, XIII/2, Ankara 1958, s. 102. 40 İnalcık, agm., s. 111. 41 İsmail Yiğit, “Memlükler”, DİA, XXIX, Ankara 2004, s. 96. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan28 etmişti.42 Memlük ve Osmanlı Devleti arasında II. Mehmed devrinde başlayan gerginlikler, Dulkadiroğlu meselesi ve Hicaz’a dönük Osmanlı politikalarının yakın zamanda yeni bir krize sebep olacağı beklenen bir olay durumuna gelmişti.43 Sultan I. Selim, Anadolu’da mutlak hakimiyet kurabilmek için Memlük Devleti’nin ortadan kaldırılmasını şart görmekteydi.44 Diğer yandan Memlük Devleti’nin Haremeyn Şerifi koruyamaması ve buna bağlı gelişen Portekiz tehdidi, Sultan Selim’in bu bölgeye yönelmesine sebep olmuştur.45 Ayrıca, Kanısav Gavri ‘nin kölelerinden olan Hoşkadem’in gizlice Sultan Selim’in yanına kaçtığı ve ona Mısır’ın içişleri hakkında bilgi verdiği de bilinmektedir.46 Nihayet, bir İran seferi yapılakmışcasına 28 Haziran 1516’da Üsküdar’da otağ kuran, Veziriazam Sinan Paşa47, kırk bin kişilik bir kuvvetle harekete geçmiştir. Sinan Paşa’nın önden gönderilmesinin esas nedeniyse Memlükler hakkında ki tüm bilgilerin öğrenilmesi ve sultana bildirilmesidir. Nitekim Sinan Paşa, Kayseri’ye vardığında Mısır’dan gelen bir casus48 Kanısav Gavri’nin Osmanlı ordusunun kendi üzerine yöneldiğini duyar duymaz, emirleriyle meşveret yapıp toplayabildiği tüm kuvvetiyle Kahire’den Şam’a, oradan da Halep’e geldiği istihbaratını getirmiştir.49 Sinan Paşa, Memlük Sultanının Kahire’den elli bin askerle hareket ettiğini öğrenmiş ve bu bilgiyi derhal sultana iletmiştir.50 Sinan Paşa’nın Diyarbakır’a yöneldiğini casusları vasıtasıyla öğrenen Memlük Sultanı Kanısav Gavri, yirmi bin kişilik bir kuvvet, Abbasi Halifesi ve merhum Şehzade Ahmed’in oğlu Şehzade Kasımla birlikte 18 Mayıs 1516’da Sultan Selim’in ordusunu karşılamak ve savaş meydanına Osmanlı ordusundan önce gelip, harp nizamını almak için yola çıkmıştır. Kanısav Gavri, Selim’in seferinin kendi üzerine olduğunu fark etmiş ve düşmanımın düşmanı dostumdur, 51 düsturunu benimseyerek Safevilerle bir ittifak planlamıştır. Bu ittifak konusunda açık bir delil olmamakla birlikte, Osmanlı tarafının casuslar 42 Feridun M. Emecen Mercidabık Maddesi, DİA, IX, Ankara 2004, s. 175. 43 Çavdaroğlu, agmagm., s. 1274. 44 Çavdaroğlu, agm., s. 1274. 45 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 155; Çavdaroğlu, agm., s. 1274. 46 Tansel, age., s. 144. 47 Tansel, age., s. 147. 48 TS. MA. E.755/23. 49 Emecen, Yavuz, s. 206. 50 Emecen, “Mercidabık”, s. 175; Çavdaroğlu, agm., s. 1274. 51 Mustafa Cezar, Mufassal Osmanlı Tarihi, C II, TTK, Ankara 2011, s. 754. 29 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme vasıtasıyla aldığı haberler, dönemin kroniklerinde böyle bir kuvvetli ittifakın varlığı şekline dönüşmüş52 ve Sultan I. Selim Memlükler üzerine düzenlediği seferine dini meşruiyet katmak için, Memlük sultanını, kafi r Şah İsmail ile işbirliği yapmakla suçlamış ve Memlük seferi için Şeyhülislam’dan fetva almıştır.53 Bununla birlikte Sultanın seferin nereye olacağını gizlemek ve Memlük sultanını oyalamak için bir mektup yazdığı da bilinmektedir.54 18 Ağustos 1516’da Sultan Selim, bir harp divanı toplamış55 ve casuslardan Gavri’nin Mercidabık56 sahrasına geldiği öğrenilmiştir. Bir ihtiyat tedbiri olarak Bursa Beyi Koçi Bey ile Teke Beyi Ferhad Bey bir kısım kuvvetlerle istihbarat toplamak üzere ileri gönderilmiştir.57 Meydan muharebesinde topun nasıl kullanılması gerektiğine dair herhangi bir tecrübeye sahip olmayan Kanısav Gavri, savaş meydanına büyük toplar yerine menzili ve etkisi az olan sahra toplarını getirmiştir. Bununla birlikte, Osmanlı ordusunda savaşın kaderini belirleyici güç alışılagelmişin dışında timarlı sipahiler değil tüfengli yeniçeri birlikleri58 ve balyemez topları olmuştur. Gavri’nin harp planı ise, süvari taarruzu ile Osmanlı ordusunun sol cenahını bozarak doğrudan sultanın otağını ele geçirmek ve sultanı esir almak yahut öldürmek üzerine kurgulanmıştır. Savaş Memlük süvarilerinin önceden kurgulandığı üzere Osmanlı sol cenahına hücumuyla başlamıştır.59 Memlük ordusunun büyük bir hızla hücum eden süvarilerine karşı, Osmanlı ordusunun birbirine zincirle bağladığı yüz elli kadar topun aynı anda ateşlenmesiyle Memlük süvarileri dağıtılmış, bu da Gavri’nin tüm planını bozmuştur. Ancak, bu kez de sağ cenah60 üzerine saldırı emri veren Kanısav Gavri, gerçekten doğru bir hamle yapmıştır. Çünkü Osmanlı ordusunun sağ cenahı, olası bir Memlük süvari hücumuna karşı oldukça zayıf bir 52 Emecen, Yavuz, s. 214. 53 Lütfi Paşa ve Tevârîh-i Âl-i Osman, nşr. Kayhan Atik, Kültür Bakanlığı Yayınevi, Ankara 2001, s. 225. 54 İbn İyas, Yavuz'un Mısır'ı Fethi ve Mısır'da Osmanlı İdaresi, yay. Ramazan Şeşen, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2016, s. 64-67. 55 Haydar Çelebi, Haydar Çelebi Ruznamesi, nşr. Yavuz Senemoğlu, Kervan Kitapçılık, İstanbul 1976, s. 157. 56 Gürkan, age., s. 150. 57 Tansel, age., s. 168. 58 Gabor Agoston, Osmanlı'da Ateşli Silahlar ve Askeri Devrim Tartışmaları, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2017, s. 95. 59 Haydar Çelebi, age., s. 157. 60 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 150. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan30 konumdaydı. Tam bu sırada savaşın kaderini değiştirecek olan hadise gelişmiştir: Sinan ve Yusuf Paşa’nın emrinde olan tüfengli yeniçeriler, talim ettirildikleri düzen üzerine Memlük ordugahına ve piyadelere ateş ederek yürümeye başlamıştır. Ordugahının düşman eline düşeceği tehlikesini sezen61 Memlük sultanı, derhal hücum eden süvarisini merkez cenaha çağırmıştır. Süvarilerin, geri çekilmesini fırsat bilen Osmanlı topçuları derhal ateşe başlayarak Memlük ordusunun vurucu gücü konumunda olan süvarileri bozmuştur.62 Muharebenin gelişiminden de anlaşılacağı üzere, Osmanlı ordusu ateşli silahları artık savaşlarda büyük bir maharetle kullanmaya başlamıştır. Memlükler de ise bu durumun tam tersi olarak, hemen hemen hiçbir Memlük askerine tüfeng kullandırmak mümkün olmamıştır. Bu da savaşın seyrini değiştiren nokta olmuştur. Savaş sonucunda, Memlük Sultanı Kanısav Gavri’nin kaçtığını öğrenen Yavuz Sultan Selim,63 derhal sabık sultanının takibini emretmişse de Gavri’nin cesedi64 bulunmuştur. Sac Ayağının Üçüncü Unsuru Askeri İstihbarat: Ridaniye Meydan Muharebesi Osmanlı ordusunun Ridaniye Meydan Muharebesi’nde kazandığı başarı, Sultan I. Selim’in etkin bir şekilde kullandığı askeri istihbaratın önemini göstermektedir. Zira bu savaşta Çaldıran ve Mercidabık’ın aksine Osmanlı ordusunun karşısında ki Memlük ordusunda ateşli silahları kullanan ve ordusuna hâkim bir hükümdar vardı. Tüm bunlara rağmen Osmanlı ordusunun Memlük ordusunun karşısında galip gelmesinin temel sebebi, askeri istihbarat faaliyetleri sayesinde Osmanlı ordusunun diğer temel üstünlüklerinden de azami seviyede istifa etmesi olmuştur. Zira Yavuz Sultan Selim henüz yola çıkmadan önce Memlük ordusunun durumunu öğrenmek için bilgi toplamaya başlamış ve tüm sefer boyunca bu bilgi akışına göre ateşli silahlarını ve askerini yönlendirmiştir. Bu durum, Osmanlı’nın askeri başarısında askeri istihbaratın tamamlayıcı bir rol oynadığını göstermektedir. Bu bağlamda, Sultan I. Selim henüz Şam’dayken, seferin geri kalanını planlamak için Kahire’den gelecek casusların raporlarını beklemiştir. Zira, bölgeye kervancı 61 Emecen, “Mercidabık”, s. 176. 62 Feridun Bey, Münşeatü's -Selatin, "Mısır Ruznamesi", C I, İstanbul 1575, s. 450. 63 Şükr-i Bitlisi, Selimname, nşr. Mustafa Argunşah, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri 1997, s. 245. 64 Emecen, “Mercidabık”, s. 177. 31 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme kılığında65 birçok casus gönderildiği bilinmektedir. Nihayet gelen istihbarat neticesinde Yavuz Sultan Selim Tomanbay’ın harp stratejisini ve aldığı tedbirleri casuslardan ve esirlerden66 öğrenmişti. İbn Zünbül’ün kaydında,67 Canberdi Gazali’nin Memlük sultanının savaş tertibiyle ilgili bütün bilgileri büyük bir gizlilik içerisinde Hayırbay’a ilettiğini bildirir.68 Onun ilettiği istihbarat raporundan69anlaşılana göre; Canberdi Gazali, Tomanbay’ın topları kumların altına yerleştirmesi üzerine bir mektup yazarak Sultan Selim’in casusları görmesin diye, gizlenen topları çıkarttığını bildirmiş ve yüce sultanın doğrudan bu toplar üzerine gelmeyip, başka bir harp hilesi kullanmasını70 tavsiye etmiştir. Sultan I. Selim’in istihbarat faaliyetlerine karşılık Memlük hükümdarı da Osmanlı ordusunun durumunu öğrenmek için elinden geleni yapıyordu. Bu bağlamda Osmanlı ordusunun asker mevcudunun önemli bir kısmının Şam’da bırakıldığı bilgisi Memlük casusları tarafından Tomanbay’a bildirilmişti. Nitekim, Ridaniye Meydan Muharebesi’nden sonra yakalanıp sorgulanan Cündi Mustafa71 isimli bir casus Tomanbay tarafından istihbarat72 toplamak üzere, ilkinde hurma satıcısı, ikincisinde peynir satıcısı kılığında iki defa Osmanlı ordusu içine girdiğini itiraf etmiştir.73 Tomanbay, Mercidabık Meydan Muharebesi’nde Osmanlı ordusunun harp taktiklerini iyi etüt etmiş 74 ve casuslardan75 aldığı bilgilerle Osmanlıları kendi usulleriyle mağlup etme stratejisini benimsemiştir. 76 Bu strateji gereği, klasik Osmanlı hücumunu engellemek ve savaşın vurucu gücü olarak düşündüğü 65 Emecen, Yavuz, s. 246. 66 TS. MA. 759/6. 67 Eman Hayajneh, İbn Zünbül'ün 'Vâkıatu Sultan Selim ve Es-Sultan Kansu El Gavri' Adlı Eserinin Tahlil ve Değerlendirilmesi, (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi), Kayseri 2005, s. 114-115. 68 Emecen, Yavuz, s. 268. 69 Hoca Saadedin Efendi, Tacü't-Tevarih, C II, nşr. İsmet Parmaksızoğlu, İstanbul Ünüversitesi Yayınları, İstanbul 1974, s. 309. 70 Emecen, Yavuz, s. 268- 269. 71 TS. MA. E.703/15. 72 Konyalı, "Casusluk Teşkilatı”. 73 Emecen, Yavuz, s. 265. 74 Çavdaroğlu, agm., s. 1280. 75 Solakzade, Solakzade Tarihi, C II, nşr. Vahid Çabuk, Sevinç Matbaası, Ankara 1989, s. 396. 76 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 154. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan32 Osmanlı sipahisini dağıtmak için büyük topları getirterek, kumların altına gizlemiştir. Memlük sultanının yakalanan bir casusundan aldığı bilgilere göre, Tomanbay otuz bin kadar süvarisiyle Ridaniye önlerinde hazır bekliyor, Adilliye çevresinde hendekler kazdırıp, kumların altına toplarını gizliyor ve metrisler kurarak hazırlıklarını tamamlamış bulunuyordu.77 Bu yönde ki bilgiler kesinlik kazanınca, Sultan I. Selim’de direkt olarak Memlük ordugahına saldırmamış ve el-Mukattam Dağı’nın arkasından kapıkulu ve timarlı sipahilerle dolaşıp78, Tomanbay’ın toplarının menzilinin yetmeyeceği Memlük sağ cenahını çökertmeyi planlamıştır.79 22 Ocak 1517 sabahında savaş, Memlük süvarilerinin ileri hücumuyla başlamıştır.80 Süvariler, Osmanlı birliklerini topların gömülü olduğu bölgeye doğru çekmek için vur-kaç saldırıları yapmaya başlamışsa da Osmanlı ordusu bu hamleye yanıltıcı saldırılarla karşılık vermiştir. Bu sırada Osmanlı sultanı, emrindeki birliklerle önceden planlandığı üzere el-Mukattam Dağı’nın arkasından dolaşarak Memlük ordugahını çevirme harekâtına başlamıştı. 81 Çevirme harekâtı nihayete erdiğinde, Tomanbay bu kısmı güçlendirmek ve hücum eden Osmanlı süvarilerini dağıtmak için topların istikametini aksi yöne çevirmeye çalışmışsa da topların ağır olması ve kuma gömülü olması sebebiyle bu mümkün olmamıştı. Memlük ordusunda oluşan yenilmişlik hissinden yararlanmak isteyen Sinan Paşa, tüfengli yeniçeriler ile hücuma başlamış ve Memlük ordugahının kuşatmasını tamamlamıştı. Bunun üzerine Tomanbay, son bir gayret ile Sultanın otağına, emrindeki hassa birlikleri ile bir hücum düzenleyerek Osmanlı sultanını öldürmeyi82 ve savaşı kazanmayı düşünse de Sultan yerine ona çok benzeyen Sinan Paşa’yı öldürmüştür. Öldürdüğü kişinin Osmanlı sultanı olmadığını fark ettiğindeyse derhal, Kahire’yi savunmak için geri çekilmeye başlamıştır.83 Kahire şehrine çekilen Tomanbay, burada bir sokak muharebesi başlatmak istediyse de 77 Haydar Çelebi, age., s. 98,183,192; Hoca Saadedin Efendi, Tacü't-Tevarih, C IV, nşr. İsmet Parmaksızoğlu, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1974, s. 310-311. 78 Salim Aydüz, "Osmanlı Askeri Teknoloji Tarihi: Ateşli Silahlar", Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, II/4, 2004, s. 272. 79 Elmas Erdem Akgül, Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi, (Ankara Üniversitesi Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi), 1998, s. 71. 80 Cezar, age., s. 761. 81 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 155. 82 Cezar, age., s. 761. 83 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 156. 33 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme şehrin sokak planlarını ve halkın durumunu önceden casusları vasıtasıyla öğrenen Yavuz Sultan Selim, şehri kısa sürede ele geçirmiş, Tomanbay ise yakalanmamak için kaçmıştır.84 Savaşın akabinde Tomanbay’ın Emirlerinden Kurtbay’ın, Sultan I.Selim’e yazdığı bir name, Memlük ordusunun ateşli silahlara gösterdiği direnci ortaya koymaktadır. Bu namede Emir Kurtbay, Yavuz Sultan Selim’in, kafi r silahı kullanarak Peygamberin sünnetinden çıkmakla suçlamakta ve cesareti varsa kendisiyle at sırtında dövüşmeye çağırmıştır.85 Bu durum, Memlük sultanlarının tüm çabalarına rağmen, ordu mensuplarının ateşli silahları bir hakaret addedip geleneksel yöntemlerde ısrarcı olduklarını göstermektedir. Ridaniye Meydan Muharebesi, savaş öncesinde yapılan askeri istihbarat çalışmaları ve Osmanlı süvarilerinin savaşın seyrinin değişmesinde etkin olduğu bir muharebedir. Memlük ordusunun elinde mevcut olduğu bilinen topları, bir meydan muharebesinde nasıl kullanacağını bilmemesi ve Memlük askerinin de tüfeng kullanımını şiddetle reddetmesi sonucunda zafer Osmanlıların olmuştur. Muharebe öncesinde ki Osmanlı arşiv kayıtları incelendiğinde, Memlüklerin II. Bayezid devrinden itibaren ciddi bir top stokuna sahip olduğu ortaya çıkmaktadır.86 Sonuç Bugüne kadar bilinen hakikat, Mercidabık ve Ridaniye Meydan Muharebelerinin Osmanlı ordusunca kazanılmasını sağlayan birincil unsurun Osmanlıların ateşli silahları kullanması olduğuydu. Buna mukabil olarak ateşli silahların kullanımının yeniçerilere ve ulemaya kabul ettirilmesi ve hatta bizzat ulema tarafından teşvik edilmesinde, sultanın mutlak merkeziyetçiliği birincil role sahiptir. Memlüklerin, Akdeniz’e kıyısı olan bir devlet olması ve buna bağlı olarak Portekizlilerle olan münasebetleri hatta ondan evvel Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in kutsal yerlerin korunması için Memlüklere verdiği topların varlığı, Memlük Devleti’nde de ateşli silahların var olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Ancak, Memlük ordusunda ateşli silah kullanımının küçük düşürücü bir olgu olarak kabul edilmesi ve Memlük uleması ve emirlerinin de bu silahı kullanmanın mertlik ve Müslümanlık işi olmadığını söylemesi, ateşli silahların muharebelerde kullanımının önüne geçmiştir. Buna karşılık, Sultan I. Selim’in Mısır seferi öncesinde devlet üzerindeki mutlak otoritesi, Osmanlı ordusunda ateşli silahların kullanımını mümkün kılan nokta olmuştur. Buna ek olarak askeri istihbaratın Osmanlı zaferlerinin ardındaki 84 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 157. 85 Çavdaroğlu, agm., s. 1281; Solakzade, age., C II, s. 72. 86 Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, s. 77; TS. MA., D.5641. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan34 rolü, Çaldıran meydan muharebesi öncesinde bizzat sultan tarafından fark edilmiş ve Mısır seferinin öncesinde de etkin bir şekilde kullanılmıştır. Sonuç olarak, Yavuz Sultan Selim’in Memlükler üzerine düzenlediği iki seferinin zaferle neticelenmesinde ki en önemi noktaların Askerî İstihbarat, Ateşli Silahların Etkin Kullanımı ve Mutlak Merkeziyetçilik olduğu söylenebilir. Bu durum, Osmanlı savaş tarihinde mutlak merkeziyetçilik ile askeri istihbarat faaliyetleri arasında organik bir bağ olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir. 35 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Kaynaklar TS. MA. D.5641/1 TS. MA. E.540/3. TS. MA. E.645/53-54. TS. MA. E.701/28. TS. MA. E.703/15. TS. MA. E.745/38. TS. MA. E.749/57. TS. MA. E.755/23. TS. MA. E.756/31. TS. MA. E.757/6. TS. MA. E.759/6. Arı, Bülent, “Early Ottoman Diplomacy: Ad Hoc Period”, Ottoman Diplomacy Conventional or Unconventional?, Ed. A.Nuri Yurdusev, Basingstoke, Palgrave, 2004, pp.36-65. Agoston, Gabor, Osmanlı’da Ateşli Silahlar ve Askeri Devrim Tartışmaları, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2017. Akgül Elmas Erdem, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi, (Ankara Üniversitesi Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi), 1998. Anonim Osmanlı Kroniği (1299-1512), nşr. Necdet Öztürk, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı. Yayınları, İstanbul 2000. Ayalon, David, Memlük Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III, çev. Abdullah Mesut Ağır, TTK, Ankara 2015. Aydüz, Salim, “Osmanlı Askeri Teknoloji Tarihi: Ateşli Silahlar”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, II/4, 2004, ss.265-295. Cezar, Mustafa, Mufassal Osmanlı Tarihi, C II, TTK, Ankara 2011. Çavdaroğlu, Burhan Erhan, “An Analysıs On Battles Of Marj Dabıq And Rıdanıya In The Era Of Mılıtary Transformatıon “, Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, V/14, 2017 , ss.1269-1284. Emecen, Feridun M., Yavuz, Kapı Yayınevi, İstanbul 2016. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan36 Emecen, Feridun M., Osmanlı Klasik Çağında Savaş, Timaş Yayınevi, İstanbul 2014. Emecen, Feridun M., “Mercidabık”, DİA, IX, Ankara 2004, s.407-414. Eroğlu, Haldun, “Klasik Dönemde Osmanlı Devletinin İstihbarat Stratejileri”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, 2003, XXII/34, 2003, s. 11-33. Feridun Bey (1274-1275 H.), Münşeatü’s- Selâtîn “Mısır Ruznamesi”, I, İstanbul 1575. Gürkan, Emrah Safa, Sultanın Casusları 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, Kronik Yayınevi, İstanbul 2017. Hadidi, Tevarih-i Al-i Osman, (1299-1523), nşr. Necdet Öztürk, Marmara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1991. Hayajneh, Eman, İbn Zünbül’ün ‘Vâkıatu Sultan Selim ve Es-Sultan Kansu El Gavri’ Adlı Eserinin Tahlil ve Değerlendirilmesi, (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi), Kayseri, 2005. Haydar Çelebi, Haydar Çelebi Ruznamesi, nşr. Yavuz Senemoğlu, Kervan Kitapçılık, İstanbul 1976. Hoca Saadedin Efendi, Tacü’t-Tevarih, II-IV, nşr. İsmet Parmaksızoğlu, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1974. İbn İyas, Yavuz’un Mısır’ı Fethi ve Mısır’da Osmanlı İdaresi, yay. Ramazan Şeşen, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2016. İbn Kemal, Tevarih-i Al-i Osman, nşr. Şerafettin Turan, II. Defter, ATIK Yayınevi, Ankara 1991. İnalcık, Halil,”Osmanlı Hukukuna Giriş: Örfi -Sultani Hukuk ve Fatih’in Kanunları”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, XIII/2, 1958, Ankara, s. 102-126. Konyalı, İbrahim Hakkı, Casusluk Teşkilatı, 11.02.1940. Lütfi Paşa ve Tevârîh-i Âl-i Osman, nşr. Kayhan Atik, Kültür Bakanlığı Yayınevi, Ankara 2001. Ocak, Ahmet Yaşar, Zındıklar ve Mülhidler, Timaş Yayınevi, İstanbul 2016. Solakzade, Solakzade Tarihi, nşr. Vahid Çabuk, II, Sevinç Matbaası, Ankara 1989. Şükr-i Bitlisi, Selimname, nşr. Mustafa Argunşah, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri 1997. 37 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Tansel, Selahattin, Yavuz Sultan Selim, TTK, Ankara 2016. Uluçay, Çağatay, “Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VII/11-12, Mart 1954, s.185-200. Uluçay, Çağatay, “Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VII/10, Mart 1955, s.117-142. Uluçay, Çağatay, “Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, VI/9, Mart 1954, s.53-90. Yiğit, İsmail, “Memlükler”, DİA, XXIX, Ankara 2004, s.90-97. Yüksel, Ahmet, II. Mahmud Devrinde Osmanlı İmparatorluğu’nda İstihbarat Faaliyetleri, (Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi), Sivas 2012. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan38 Ekler Ek 1: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.745/38 Şehzade Cem’in takibi hakkında II.Bayezid’e yollanan istihbarat raporu. 39 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Ek 2: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.645/53 II. Bayezid’in divanına gelen Mahmut adlı bir casus, Şehzade Selim’in İğne Ada’dan Kırım’a kaçmak üzere gemiye bindiğini bildirdiği rapor. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan40 Ek 3: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.757/6 Sultan I. Selim’in, ağabeyi Şehzade Ahmed’in ordusundaki Çavuş isimli casusun verdiği rapor. 41 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Ek 4: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.540/3 Amasya’da kendisinin destek görmediğini anlayan Şehzade Ahmed’in Samsun’a oradan Tokat üzerinden Arabistan’a kaçacağını Sultan I. Selim’e bildirir rapor. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan42 Ek 5: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.755/23 Veziriazam Hadım Yusuf Sinan Paşa’nın yakalanan bir Arap casusundan alınan Mısır ile ilgili haberlerle, Kayseri ve civarındaki askeri beslemek imkanı mahdud olduğundan Elbistan’a avdet ettiğini bildirir. 43 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Ek 6: İstihbarat Raporu, TS. MA. E.759/6-1-2-3 Ridaniye Meydan Muharebesi öncesinde esir alınan Yaşbey isimli bir Çerkez’in Mısır ahvaline, Memlüklere ve özellikle Tomanbay’a dair verdiği bilgileri bildirir. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan44 Ek 7: Sorgu Zabıtı, TS. MA. E.703/15 Ridaniye Meydan Muharebesi Sonrasında yakalanan Cündi Mustafa adlı bir casusun iki kez Osmanlı ordugahına sızdığını itiraf ettiği sorgu zabıtı. 45 Osmanlı Zaferlerinin İtici Unsuru Olarak Askeri İstihbaratın Önemi: Ridaniye Meydan Muharebesi Örneği Üzerinden Bir İnceleme Ek 8: Sayım Raporu, TS. MA. D.5641-1 7 Mart 1517/13 Safer 923 tarihli sayım raporunda Reşid ve İskenderiye kalelerinde ki, top ve tüfek sayılarını bildirir. B. Erhan Çavdaroğlu - Mert Can Erdoğan46 Ek 9: Sayım Raporu, TS. MA. D.5641-2 7 Mart 1517/13 Safer 923 tarihli sayım raporunda Reşid ve İskenderiye kalelerinde ki, top ve tüfek sayılarını bildirir.